24 Kasım 2017, Cuma Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 

Başbakan Reyhanlı'ya gidemiyor



Turaç TOP-Cem ULUCAN/ AYDIN

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'Demokrasi ve Özgürlük için meydan okuyoruz' sloganıyla gerçekleştirilen ilk miting için Aydın’a geldi. Bir süre kentteki otelde dinlenen ve daha sonra partisinin mitinglerinin startını Aydın’dan veren Kılıçdaroğlu, İstasyon Meydanı’nda yaklaşık 25 bin kişi tarafından coşkuyla karşılandı.

30 dereceyi bulan sıcaklık nedeniyle geç saate bırakılan mitingde, 'Başbakan Kemal', 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sloganlarıyla kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Bütün Türkiye’ye selam olsun diyorum, Yiğitlerin, efelerin kenti Aydın, Kuvayi Milliyeci’lerin kenti Aydın selam olsun. Az önce Balbay’ı sordular. Balbay’ın bedeni, dört taraf duvar arasında ama idealleri, fikirleri Aydın meydanında. Haberal hocamıza selam gönderiyorum. Hiç meraklanmayın sizi demokrasi ve özgürlüğü getirmek için her türlü çabayı yüreklilikle sergileyeceğiz. Bir siyasetçinin görevi, kendisini zenginleştirmek, kalkındırmak değil önce ülkesini kalkındırmak, halkın zenginleşmesi için mücadele etmektir.

Bunun için bu ülkeyi savunmaya devam edeceğiz. Aydın’da çiftçilerimiz rahat etmiyor, hüzünlü. Alınlarının terinin karşılığını alamıyor. Size bir örnek vereceğim. Hollanda, Konya’dan küçük, bir yıllık tarım ürünü ihracatı 80 milyar dolar. Türkiye Hollanda’dan kat ve kat büyük. Bizim tarım ürünü ihracatımız 12 milyar dolar. Üstelik çiftçi alın terinin karşılığını almıyor. Ürettiği ürünü fiyatı, on yıl öncesinin fiyatlarının altında. Ama ilaç, mazot, gübre fiyatı kat ve kat yüksek. O nedenle söylüyorum. Çiftçi şapkasını önüne koymalı ve düşünmeli. Ne oldu ki bu ülkenin hali, ben ürettiğimin karşılığını alamıyorum diye. İki yıl önce bu meydanda şunu söyleseydim. Türkiye, bu ekonomi politikasıyla saman ithal eden ülke haline gelir desem inanır mıydınız. Ama bugün ülke saman ithal eder hale geldi. Bunun hesabını sormak benim görevim. Herkese sesleniyorum, bir ülkenin politikacıları sadece çiftçiyi değil esnafı değil aynı zamanda ülkenin onurunu da korumak zorundadırlar. Birilerinin taşeronu olmamalıdır. Eğer olursa ülkede her şey karmakarışık olur. Geldiğimiz nokta bu. Her sabah gazeteleri açarken, uyanırken her yurttaş düşünüyor. Ne olacak bu memleketin hali diye. O zaman sormalıyız. Neden Türkiye bu hale geldi?"

TERÖR İHRAÇ EDERSEN

''CHP olarak Mustafa Kemal’in Atatürk’ün söylediği gibi yurtta barış dünyada barış istiyoruz'' diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bir ülkenin Başbakanı, eşiyle beraber tatil yaptı, sınırları kaldırdı. Ortak bakanlar kurulunu yaptı. Bir ülkeye bir gecede düşman oldu. Kardeşim Esad’tan, düşmanım Esad’a geçti. Kim söylüyor bunu. Egemen güçler ona görev verdi. Suriye’yle savaşa sokmak istiyorlar. El Kaideciler Türkiye’de eğitildiler. Ceplerine para kondu. Ondan sonra Suriye’ye gönderdiler, din kardeşini öldürdüler. Hiçbir zaman biz komşumuza düşmanlık beslemedik. Burada silahlı adamları eğitip onları üstüne göndermedik. Bu Türkiye’nin tarihine yakışmaz. Özgür Suriye ordusunu burada kurdular, silah, para verdiler.

Katar emirlerinin dolarlarıyla Türkiye’nin dış politikasının satın alınabalileceğini düşünebilir miydiniz hiç. Yapılan bu. Görünen tablo bu. Suriye’de kanın sorumlularından biri de AKP hükümetidir, o hükümetin başındaki Recep Tayyip Erdoğan’dır. Sen terör örgütünün mensuplarını Türkiye’de eğitir Suriye’ye gönderirsen, terör ihraç edersen terör kendine geri döner. Reyhanlı’daki saldırıda 51 vatandaşımız öldü. Bu işin sorumlusu kim. Sorumlusu Recep Bey’dir. Eğer komşunuzda yangın çıkarsa, önce elinize su alır, yangını söndürmeye çalışırsınız.

Çünkü o yangın size sıçrar, sizde zarar görürsünüz. Komşuda yangın var, söndüreceğine eline benzin bidonu almış onun üzerine gidiyorsun. Sonuçta olan vatandaşımıza oldu. Reyhanlı’ya, Uludere’ye gidebiliyor mu. ABD'ye gitmesini biliyor. Bak ben Türkiye’nin bütün illerine gidiyorum. Ama o gidemiyor. Ben biliyorum polis ordusuyla gidecek. Ben oraya milletvekili arkadaşlarımla Reyhanlıları kucaklamak için gittim. Kendisine en baştan söyledim, ilk uyardığımız zaman Suriye politikası yanlış dedim. Rüzgar ektin fırtına biçersin dedim. Bunun faturası vatandaşa çıkar dedim. Şimdi Suriye'de 200 bin ölü var. Demokrasiyi getireceğim dedi. Binlerce insanın ölümüne yol açtı. Suriye için bu kadar demokrattın, Irak’taki katledilen Müslümanlar için sesin çıktı mı?”

 Rejim değişikliğine izin vermeyeceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, ''Başkanlık hayalleri kuran Erdoğan, asla bunu gerçekleştiremeyecek ve CHP olduğu sürece başkanlık sistemi parlamentodan asla geçmeyecektir. Bizim ölülerimizi çiğnemeden, bedenlerimizi çiğnemeden Türkiye’de rejim değişikliğine asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Anayasa’nın ilk üç maddesini de okuyan Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Neden diyorlar bu ilk üç madde değişebilir. Bunların nesinden rahatsız AKP hükümeti. Bayraktan mı, Cumhuriyetten mi rahatsız. Neden rahatsız olduklarını çok iyi biliyorum. Asla ve asla Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanıyım diyemiyor. Türkiye Cumhuriyetiyle alıp veremediğin ne. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Sadece ekonomiyle sınırlı değil adaleti de sağlamak zorundalar.

Adalet çok zorlu bir kavramdır. Kamunun vicdanı demektir. Adaletin olmadığı yerde hayat biter. O nedenledir ki, ünlü bir bilgin, adalet kutup yıldızı gibi der. Sabit yerinde durur ama bütün dünya onun etrafında döner der. Adalet mülkün temelidir. Eğer adaleti yitirirseniz, adaleti yok sayarsanız. Devleti yok edersiniz. Bu ülkede iktidarın mahkemeleri adalet dağıtıyor mu. Tabiki hayır. Bu mahkemelerin adalet dağıtmadığını ben de, sizler de biliyorsunuz. 1940’lar da Hitlerin toplama kampları vardı, 21’nci yüzyılın versiyonu ise Silivri. Aydınlar, askerler, gazeteciler hapiste. Kimler hapiste değil. Herkes hapiste Türkiye’yi yarı açık cezaevine döndürdüler. Onun için biz mitinglerimize bu adı verdik. Özgürlüğümüzü ve demokrasiyi savunuyoruz. Yeniden adaleti Türkiye’ye getirmek istiyoruz. Hep beraber bu mücadeleyi, çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız için yapacağız. Eğer biz özgürlüğü ve demokrasiyi inşa edersek çağdaş ve onurlu bir Türkiye’yi çocuklarımıza armağan edeceğiz. Bunun yolu çalışmaktan azimden geçer. Bunu hep birlikte göstereceğiz."

Türkiye’de medyanın özgür olmadığını da savunan Kılıçdaroğlu, “Eğer siz medya özgürlüğünü sonlandırırsanız, halkın haber alma hakkını sonlandırırsınız. Medya bugünkü haliyle halka haber vermiyor, doğru bilgi vermiyor, bu haliyle medya, halkın bilgilenmesindeki en önemli engel oluyor. Medyayı özgürleştirmek bizim boynumuzun borcudur, bunu yapacağız. Ama bir şey var, halkımız bilinçli neyin ne olduğunu biliyor. Üniversitelerimizin sayısı artarken medyamızın tirajı azalıyorsa düşünülmeli. Tek parti rejimine doğru gidiş olduğunu söyledim. Eğer bir ülkede üniversite öğrencileri hapse atılıyorsa bunu savununa demokrat denmez. Bu ortamı sağlayana diktatör denir. Yasama, yargı benim için ayak bağıdır diyen demokrat olmaz ona diktatör denir. Silivri davasının savcısıyım diyen demokrat olmaz diktatör olur. 1 Mayıs’ı, 19 Mayıs’ı, 23 Nisan’ı, 29 Ekim’i ne yaptılar, yasakladılar. Kendi milli bayramlarını yasaklayanlara demokrat denmez, onlara denirse ancak diktatör denir. CHP’li belediyelere her fırsatta operasyon yapanlara demokrat denmez. İster Aydın, ister Antalya, ister İzmir, ister Eskişehir nerede bir CHP’li belediye varsa üzerine gitmezsen namertsin sen. Çünkü bizim verilmeyecek hesabımız yok” dedi.

HALKIN GÜCÜ ERDOĞAN’IN KORKUSUDUR

Engellilerin de iş istediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Engelli hakları için hiçbir ayrım yapmadık, engelli engelsiz olsun. Ama engellilerin bir sorunu var, iş istiyorlar. Nerede bir toplantı olsa, birinin eli ayağı titriyor. Acaba halk meydanda nerede toplandı diye. Meydanlar bizimdir. Meydanlar, Erdoğan’ın babasının malı değildir. Toplumun malıdır, insanlar gelecek ve rahatlılıkla düşüncelerini iletecekler. Köroğlu ne güzel söylemiş, 'mert dayanır namert kaçar' diye. Biz bu meydanları Köroğlu’nun azmi ve kararlılığıyla gümbür gümbür inletsek hiç kimse halkın gücü karşısında bir şey yapamaz. Köroğlu ne yaptıysa biz de Köroğlu kararlılığıyla mücadele edeceğiz. Biz bu vatanı sokakta bulmadık, bayrağımızı, demokrasi altın tabakta ikram edilmedi. Bu ülke için şehitler verdik. Türkiye’de birilerinin alıp elimizden götüreceği yerler değil bunun mücadelesini birlikte vermek zorundayız. Meydanlarda toplanıp gücümüzü sergileyeceğiz. Halkın gücü iktidar indirtir, halkın gücü geleceğin iktidarını seçen güçtür. Recep Tayyip Erdoğan’ın korkusudur halkın gücü. Bu topraklar bereketli topraklardır. Bu topraklarda insan sevgisi vardır. Biz bu topraklarda kavga istemiyoruz, barış istiyoruz. Bu toprakların sahibi Yunus Emrelerdir, Hacı Bektaşi Velilerdir. O nedenle birileri benim sözüm geçer ben ne dersem o olur düşüncesinde. Parlamentoda benim milletvekillerim var, milletvekillerini el kaldırma mekanizması gibi görürse o kişi demokrasiye ihanet etmiş olur. Hepimiz vatanımıza özgürlüğümüze, bayrağımıza sahip çıkacağız. Her mücadele, zulme, zalime karşı yapılır. Mücadelemiz, aydınlık olsun. Kavgamız aydınlık olsun. Önümüzdeki süreçte seçimler var göreceğiz yeniden düşünmek zorundayız, bağımsız, güzel vatan bırakmak için beraber mücadele edersek sonuç alınır. Mücadelemiz, diktatörlere karşı, varyemezlere karşı. demokrasi içindir” dedi. Akil insanları da eleştiren Kılıçdaroğlu, "Bir kişiden akil adam olmaz, akil adam toplumun kanaat önderidir toplum belirler, kişiler belirlemez. Akil adamlar, vatandaşın derdini dile getiren adamlardır. O nedenle hiç endişe etmeyin CHP olduğu sürece hiç endişe etmeyin. Demokrasiyi özgürlüğümüzü kavramlar kişiler ne olursa olsun korumayı her yerde gündeme getireceğiz ve bunun mücadelesini yapacağız, bize güvenin, CHP’ye güvenin. Baskılar gelecektir, korku yaratmak isteyeceklerdir. Halk en büyük en güçtür. Siz en büyük güçsünüz gücünüzü besleyin meydanları doldurun kaçanlar kaçsın, iktidar halkın olsun. Yaşamak kardeşçe olsun. Tüm Türkiye’ye selam olsun” diye konuştu.

MİTİNG'TEN NOTLAR

Aydın’daki ilk miting için altı ilde 50 bin afiş ve bin adet pankart asıldı. Miting nedeniyle İzmir, Manisa, Denizli, Muğla, Uşak ve Balıkesir’den Aydın’a otobüsler kaldırıldı, çok sayıda partili sıcağa rağmen alanı doldurdu. Miting alanında, "Demokrasi ve özgürlük için meydan okuyoruz. CHP sonsuza dek' sloganı yazan afiş ve çok sayıda pankartta açıldı. Meydanı dolduran kalabalık, Kılıçdaroğlu kürsüye çıkmadan önce Tolga Çandar ve Faruk Demir’in şarkılarıyla coştu. Mitingden önce Mustafa Balbay’ın Aydınlılar’a yazdığı mektup okundu. Alana dört noktadan giriş yapıldı, geniş güvenlik önlemleri alındı, alana bakan binalara Türk ve CHP bayrakları asıldı. Miting sonunda kalabalık ve meydana asılan pankartlar yüzünden Kılıçdaroğlu otobüste zor anlar yaşadı.

18 Mayıs 2013
Yazdır   |   Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Diğer Haberler
Kaya: Kocaoğlu aymazlık içinde
Kocaoğlu'ndan ilçe belediyesine tepki
Katar'a ablukayı İzmir ile kırdık
Dostları olan zengindir
Demokrasi tek yol
15 Temmuz şehitlerinin isimleri gökyüzünde
15 Temmuz'u Batı'ya anlatıyoruz
Vahşet, işkence, taciz, tecavüz
Ölmedi, öldürüldü...
İlluminati nedir?
CHP darbeyi biliyordu
TSYD İzmir Başkanı'ndan açıklama
Yeşil sahadan sanal dünyaya
Avrupa Türkiye'ye teşekkür etmeli
İzmir'de 1 Mayıs coşkusu
Mimarlardan Büyükşehir'e sert eleştiri
İzmir'e 100 milyon avro gelecek
Kandil'deki iğrençliklerin belgesi
YGS öncesi altın kurallar
Yaşar'dan 'Rusya krizi' reçetesi
 
+ Çok okunan haberler

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir