28 Eylül 2020, Pazartesi Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

SOSYALMEDYA İMAMLARI

Her şey gibi bu kriz de geçecek.

Yaşlı dünyanın, ömründe ne krizler geçirdiğini, ne salgınlar atlattığını düşünecek olursak elbette bu da geçecek geçmesine ve her şey yeniden başlayacak.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

Arama motorlarında uzun uzun bakıp görebilirsiniz, milyonlarca cana mal olan salgınları. Öyle çok geriye de gitmeden hemen birkaçını söyleyeyim sizi rahatlatmak için.

Mesela 1346 yılında başlayıp yedi yıl süren bir kara vebada ölenlerin sayısı maalesef iki yüz milyona yakın. Yine 15. Yüzyılda Amerika Kıtasının keşfi ile başlayan suçiçeği ve veba salgınlarında ölenlerin sayısı da yüz milyon civarında. 19.yüzyılda Hindistan’da başlayıp Rusya’ya kadar ulaşan kolera salgınında ölenlerin sayısı ise ne yazık ki tespit bile edilememiş. Ama yine de milyonlarca insanın öldüğünü öğreniyoruz kaynakları karıştırdıkça.

1.Dünya Savaşı sırasında başlayan tifüs salgınında bile ölenlerin sayısı üç milyon civarında. Bu savaşın ardından başlayan H1N1 İnfluenza gribi nedeniyle bütün dünyada ölenlerin sayısı da yüz milyon civarında ve bu sayı da maalesef 1.Dünya savaşında ölen insan sayısından kat be kat fazla. 1957 yılında yine Çin kaynaklı İnfluenza-4 virüsünün sebep olduğu kayıp sayısı da 4 milyon civarı. Covid-19 virüsünden kaybettiklerimiz henüz bu satırlar yazılırken yirmi binlere bile ulaşmamış görünüyor.

Sayının artacağından kimse şüphe etmiyor. Bütün dünyada insanlığın mücadelesi sürüyor ölümlerin artmaması için. En yakınımızda; Sağlık Bakanlığımız ve sağlık çalışanları olmak üzere en büyük riski alarak, canları pahasına bu mücadeleye katkı sağlayanları tek tek alınlarından öpmek bile onlara teşekküre yetmez bunu biliyorum. Ama bir de durumdan vazife çıkararak sözümona dâhiyane fikirlerini yetkililer hariç el altından, sosyal medya sayfalarında uluorta savurarak fitne- fesat, güvensizlik çıkaranlara ne demeli?

Bu salgını bile, bu devletten kurtulma mücadelesine çeviren zavallılara ne demeli? Hep materyalist felsefe ile yaşamlarına da, ekonomiye de yük olarak gördükleri yaşlılara karşı takındıkları çirkin tavırlara ne demeli?

Bu milleti, bu toplumu bir arada tutan, devlet yapan en büyük değerlerimizden biri olan mukaddesatımızın biricik kıymeti, kutsalımız olan dine ve din adamlarına karşı takındıkları seviyesiz tavra, mücadeleye ne demeli?

Sözde biat kültürüne, imamlara, hocalara karşı araştırmacı, aydınlanmacı bu kesim. Ama aslında kendileri imamlığa soyunmuş ve attıkları yalanlarla peşlerine bir sürü sorgulamayan, araştırmayan cemaat edinme derdindeler.

Normal imamların elinde kutsal kitapları var ama bunların da süslü yalanları ve hiç kızarmayan yüzleri. “Bu imamlar gerici. Biz çağdaş ve her an güncellenen yeni yalanlarımızla önünüzdeyiz artık” diyorlar. Anlayacağınız sosyal medya imamlığına soyunmuş bunlar.

Arkasına takılıp gidenler, onların sosyal medya üzerinden ürettiklerini, sorgulamadan, kayıtsız şartsız kabul edenler de onların sürüleri, onların cemaatleri.

Aman! Siz, siz olun uymayın bunlara! Tamam; belki evdesiniz, canınız sıkılıyor, işsiz güçsüz kaldınız ama ne olur fırsat bu fırsat düşünün, titreyin ve kendinize gelin. Şöyle bir dinleyin kendinizi. İbret alın, ders alın olanlardan. Bak bütün etkin ve yetkin isimler hep aynı şeyi söylüyor.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

O zaman bırakalım eskileri ve önümüze bakalım. Biliyorum bu ülkede düne kadar çok kuvvetli şekilde propagandalarını yapıp, kahramanlarını bile yabancı, örnek aldıkları liderlerini bile batıdan seçme yarışına giren bir zavallılar ordusu üremişti. Sonra sonra pabucu biraz da pahalı görünce Atatürk’e sarılır olmuşlardı.

Onun da Türk, onun da bu ülkenin bir değeri olduğunu görmezden gelerek.

Ülkeye her iş yapanın karşısına Atatürk’ü çıkararak, onu kalkan yaparak direnmeye başlamışlardı. Her yeniliğe, Atatürk’ün emaneti elden gidiyor diye karşı durmaktı tek eylemleri. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen bir liderin ardına takılan bu sosyal medya imamları, arkalarına taktıkları bir sürü kayıtsız şartsız peşine takılan sürüleriyle sürekli halkın iradesine karşı ipotekler geliştirip, sırça köşklerini geliştirir oldular.

Epey palazlandılar, epey güçlendiler ama sayıları da azaldı, bu topraklarda yaşamalarının ömrü de azaldı.

Ne olur: onların sırça köşklerinden, pis dolarlarıyla kurdurup, sahte belge ve bilgi ürettikleri yalanlarının peşine takılıp, koyun olmayın!

Acaba bu salgında nasıl kullanacaklar Atatürk’ü diye merak ederken gecikmediler. Neymiş de Çin bize gönderdikleri testlerden ücret almayacakmış. Çünkü onların ücretini zamanında Atatürk ödemiş (MİŞ)!

Yatsıya kadar yanmadı yine yalancının mumu. O akşam bir gazeteci sordu ve sayın bakan cevapladı. “Biz ödedik parasını” dedi.

Yüzleri kızarmış mıdır şimdi böyle bir yalanı ortaya atanların? Sanmıyorum ama sizin sürü olmamanız gerek. Sorgulayıp, araştırarak; tıpkı Atatürk’ün dediği gibi hür bir akılla hareket etmeniz önemli. Zerre kadar dine, din adamına yakınlığı olmayan bu kesimin, bizim hep geri kalmamızı bile tutup da İslam’a bağlamaları, onların aslında ne zamandır neyin peşinde olduklarını göstermiyor mu?

Bizi İslam âleminden kafa olarak, fiziki olarak uzaklaştırıp pis ellerini oralarda çok daha rahat gezdirmek.

Ellerinden gelse, şu virüsün bile bize Araplardan geldiğini söyleyebilecek kadar densizler bunlar.

Her Ramazan Ayı gelişiyle beraber mealler, tefsirler dağıtıp, ilahilere dolandıklarını görünce midemiz bulanıyordu da şimdi iyice komik olduklarının farkında bile değiller.

Meze masasından eksik etmedikleri kara ve deniz canlılarını görmeyip, her kurban bayramında hayvansever kesilen de bunlar. Kürkleri için Paris’ lere, üzerinde yaşadıkları devletini şikâyet için her fırsatta Avrupa’ya gitmekten bir an bile geri durmayıp, Hacca gidenlere saldırmaktan geri durmayan da bunlar. İmamları öteleyerek kendi imamlıklarını ilan etmeye hazırlanan, sosyal medya imamlığına soyunmuşların peşinde bu salgının da suçunu bu milletin dininde, diyanetinde, yaşlısında veya sağlıkçısında arayıp duranlar da bunlar. Bu yüzden bu söz daha çok onlara!

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

1346’daki kara veba sonrasının Avrupa’da Rönesans ve reform hareketlerini tetiklediği görülür. Yani kapkara Avrupa, kara veba sonrası aydınlanarak, güçlenerek çıkmıştı. Eminim dünya da güçlenerek çıkacak bu salgından. Gerekli dersi almış olarak.

Dünya kadar servetin, gücün ne kadar boş ve hafif olduğunu anlayarak; üç günlük dünyanın, üç kuruşluk çekişmelere feda edilemeyecek kadar kısa süreli olduğunu idrak ederek.

25.03.2020

Erdal ÇİL

cerdal48@gmail.com

25 Mart 2020 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
ISSIZ AKADEMİ
ALO, SESİM GELİYOR MU?
ARAYA CAMLAR GİRDİ
TRİBÜNE OYNAMAK
YİNE AYLARDAN AĞUSTOS
PINAR'LARIMIZ KURURKEN
PATLAYAN FİŞEKLER, SİLAHLAR VE EKSOZLAR.
İYİLİĞİN BULAŞICI GÜCÜ
TAMAM MI?
BU BAYRAM
NASIL KURULURSANIZ ÖYLE DURULURSUNUZ
EMANET MEKTUPLAR
3 MAYIS'TAN 1 MAYIS'LARA
KORONACI
ZAMANE SOKAKLARI
KAMUDA ESNEK ÇALIŞMA VE UYGULAMA BİRLİĞİ
SOSYALMEDYA İMAMLARI
OLMAZ OLSUN BÖYLE HEKİMLİK
ATEŞKES BAHARI
VATAN ONLARA YAR OLSUN
 

WEB TV Tüm videolar
O belde (Ahmet Haşim)
 
Elena Ledda - Pesa
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir