6 Temmuz 2020, Pazartesi Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

VATAN ONLARA YAR OLSUN

Yüreğimiz dolu, yüreğimiz yangın yeri. Düğüm düğüm kelimeler ve sözün bittiği yer. Bu yüzden bugün yazmamalıyım. Ya da yüreğinize su serpintisi olmalı cümlelerim. Hangi cümleler o bir damla suyun ferahlığını verir ki sizlere?

Mesela sizi çok uzak diyarlara taşımalıyım, çiçeklerin açtığı, gökyüzünün masmavi olduğu diyarlara. “Bahar geldi diye türkü söyleyin” Ama baharı bu kadar çok bekleyenlerin, türküleri de beklemiş midir ki baharı?

Baharı bekleyen turnalar olduğunu duymuştum. Türküler de durur, bozulmaz, bekler. Hatta bekleyince, içten içe söylenince daha da bir güzelleşir derdi ninem. Mesela bizden çok uzaklarda halen bizim türkülerimizi içten içe söyleyenler var derdi. Ne çok bilirdi ninem! Sol gözü kapandı gitti yıllardır da onun o tek gözüyle gördüklerini biz gözlüklerimizle dahi göremedik ne yapalım. ………………………………………………….

Yine de iyiye ve güzele çağırmalıyım sizleri bugün. Hava da güzel! Başakşehir; Fatih’in çocukları, gitti denen turu çevirmişler dört golle. Spordan bahsedelim mesela. Bugün oynanacak lig maçlarından, diğer liglerden.

Ama unutur muyuz; unutulur mu o gencecik canlar, şehitler! Bugün tek yürek bütün statlar, tribünler bağırmazlar mı yine: “Şehitler Ölmez, Vatan bölünmez” diye?

İyisi mi spora da girmeyelim bugün. Dağlara çıkalım, kırlara koşalım. Papatyalar açmış yanıbaşımızda gördünüz mü?

Kızım eğildi üzerlerine. Bir- iki-üç toplamaya başladı. “Dur!” dedim. Dur koparma o toprakların bembeyaz süslerini.

Toprağın üstündeki bembeyaz kefenleriyle sıralanmış yiğitleri topraktan ayırma kızım! Her bahar açar onlar.

Toprak onlarla vatan olur. Vatan bize göre, bastığımız bu yerler ama onlar için düşüp de çiçeklendikleri diyardır.

Velhasıl bugün… Nereye baksam, hangi yöne dönsem hep onlar!

Sıradağlar gibi sıralananlar. Bana her şey onları hatırlatıyor. Ekranlarda görmeyeyim, dayanamam deyip de çıkmıştım dışarı ama dedim ya her yerde onlar.

Başımı öne eğsem onlar, yukarı kaldırsam onlar. Cafer-i Tayyar geliyor yukarı kaldırınca başımı. Ona emanet ediyorum yiğitlerimi.

Eşi Esma ‘da beklemişti o gün Cafer’in yolunu. Hamurlar yoğurmuş, çocuklarını yıkamış, güzel kokular sürmüştü babaları güzel görsün diye. Kapı çalınıp Allah Resülü görününce Esma heyecanlanmış ve Resüllallah çocuklarını sormuştu Cafer’in.

Buyur deyip çocukları getirince Esma, göz yaşlarına hâkim olamamıştı güllerin efendisi. Cafer’in yerine o kucaklayıp, o koklamıştı yavruları ve: "Cafer gibi bir şahsiyet için ağlamak gerekir. Allah ona kesilmiş olan iki elleri yerine cennette meleklerle birlikte uçması için kendisine iki kanat verdi. Cafer şehit oldu” demişti.

Resüllullah’ın yanında gelen sahabe o gün göklerin bulutlandığını görmüşlerdi. O gün o çocukları kokladıkça cenneti koklamışlardı. Bugün bizim de vatanımızda bulutlu gökler. Bugün bizim de koklayacağımız yavrular, alacağımız cennet kokuları var.

Yıllar önce İzmir’de bir şehit polisin şehadet haberi verilecektir ailesine. Emniyet Müdürü, biri kıadın üç polis ile birlikte çalarlar kapıyı. Önce biri beş altı, diğeri sekiz-on yaşlarında iki oğlan çocuğu ve başındaki örtüyü düzeltmeye çalışan anne belirir kapıda.

Genç emniyet müdürü susar, düğümlenir ve elini omzuna koyduğu yaşlı polis memuru verir şehit haberini. Şehidin eşi içeri koşar birden. Kadın polis de girecektir peşinden ki hemen kapıda belirir yeniden şehir eşi. Elinde bir bayrak ve çocuklarına, yetimlerine sarılarak: “ Ne mutlu size ki bugün bu bayrağı, babanızın emaneti olan bu bayrağı bizim de kapımıza asma günü gelmiştir. Ne mutlu size ki şehit oğlusunuz artık. Ne mutlu bana ki, benim gibi bir fakiri de Rabbim, şehit eşi olarak şereflendirdi.” O gün, o kapıda şehit haberini vermek için henüz mesleğinin ikinci yılında bulunan bayan polis memuru da yıllar sonra bir terör saldırısı sonucu şehit olmuştu.

“Onlara öldü demeyiniz! Onlar diridirler fakat siz bilemezsiniz”

Gün, çirkinlikleri değil bu güzellikleri görme günüdür. Bütün edepsizliğimize, hadsizliğimize, arsızlığımıza rağmen halen bulutlar bereket getiriyor, güneş yüzünü bizden esirgemiyorsa ve papatyalar ayaklarımızın altında seriliyorsa başka söze gerek var mı?

Biz hiçbir zaman sınırları Edirne’den başlayıp, Kars’da biten bir vatanın çocukları olmadık ki! Bizim vatanımızın sınırları: hep hürriyet, hürriyet diye coşulan kıyılara uzandı.

Türkülerimizin söylendiği, sözlerimizin dillendiği, kahramanlarımızın beklendiği yurtlar, Türk’e hasret gönüller oldu vatanımız.

Bu vatanın kıymetini bilenlere selam olsun!

Vatan onlara yar olsun..

29 Şubat 2020 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
İYİLİĞİN BULAŞICI GÜCÜ
TAMAM MI?
BU BAYRAM
NASIL KURULURSANIZ ÖYLE DURULURSUNUZ
EMANET MEKTUPLAR
3 MAYIS'TAN 1 MAYIS'LARA
KORONACI
ZAMANE SOKAKLARI
KAMUDA ESNEK ÇALIŞMA VE UYGULAMA BİRLİĞİ
SOSYALMEDYA İMAMLARI
OLMAZ OLSUN BÖYLE HEKİMLİK
ATEŞKES BAHARI
VATAN ONLARA YAR OLSUN
YUNUS'TAN HEYBEME DÜŞENLER
YOLDAKİ ÇUKURLAR
BİZİMKİSİ BİR YOL HİKÂYESİ
DURUMLARI VE KURUMLARI İDARE EDENLER
MOBBİNG FARKINDALIĞI
BİLİYORSUNUZ BU ŞEHRİ SİZ
MONOPOLİ OYUNU
 

WEB TV Tüm videolar
O belde (Ahmet Haşim)
 
Elena Ledda - Pesa
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir