22 Ekim 2019, Salı Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Yaz bitiyor

Ömrümüzün bir yaz mevsimi daha geçiyor.

Bir yıl daha geçirdiğimize mi üzülsek yoksa yazın sıcakların da etkisiyle dışa vurmuş içimizde sakladığımız, biriktirdiklerimizin ortalık yerlere saçılmış pespayeliğimize mi, bilemiyorum.

“Neyle gelirseniz gelin, kul hakkı hariç” diyen bir kültürün çocuklarının geldiği noktaya bakarak üzülmemek, kahrolmamak mümkün mü?

Bütünüyle bakarsak yaşadığın şehirle, yaşadığın şehrin yerel yöneticileriyle ilgili de değil bu pespayelik ama yine de onların sorumluluklarının olmadığını söyleyemeyiz. Halen birçoğumuzun aklına vali deyince, kaybedeli yıllar olmasına rağmen bir Recep Yazıcıoğlu ismi geliyorsa düşünmek lazım!

Yok; koalisyonlar dönemiymiş, yok darbecilerin yeni, post modern darbeler denedikleri, siyasi kaosun zirve yaptığı dönemlermiş gibi bahanelerin arkasına sığınmadan bu ülke için, bu ülke insanı için neler yapılabileceğinin en güzel örneklerini sergilememiş miydi her şeye rağmen?

Kusura bakmayın! Yapacak çok şeyiniz var. Bu makamlar sadece size kibirle bakan, sizi emireri gibi gören kifayetsiz bazı çevrelere yaranmanın ötesinde size ağır sorumluluklar veriyor. Elinizde her yetki var.

O zaman biraz cesaret, biraz feraset. Küçük bir lokanta sahibi esnaf; temizlik gıda, hijyen ile kurallara azıcık da olsa uymadığı için cezalara maruz kalırken yaz boyu sokaklarda yemek pişirip dağıtan, bulaşık yıkayanlara karşı bir işlem tesis edilmemesi, bunlara göz yumulması hangi idari vicdana sığıyor?

Sokakların bu tür düğün sahiplerince işgal edilerek çevrenin rahatsız edilmesine hangi makam, hangi hukuka dayanarak izin vermekte? Garibandı, fakirdi bahanelerini sıralamak biraz da acizliğinizin ifadesi değil mi?

Yer gösterin bunların düğünlerini yapabilecekleri. Yerler inşa edin ucuz fiyatla kiralayabilecekleri ve bir takım salonların fahiş fiyatlarına mahkûm etmeyin o zaman bunca insanı?

Marifet bazı sanatçıları konser adı altında getirip onlarca para ödemek değil öncelikle size vergisini veren ve hemşeriniz olan insanların ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılamak. Muğla’da sağlık teşkilatında görev yaptığım süre içinde iki önemli toplu zehirlenme vakası yaşanmıştı ve ikisi de düğün yemeklerinden dolayıydı.

Ne kadar ders aldık toplum olarak ve o günlerden bu yana ne değişti? Sokak düğünleri bir sürü sorunu beraberinde getiriyor da salonlarda, park benzeri açık hava mekânlarında yapılan düğünlerde sanki her şey hukuka, insan hak ve hürriyetlerine uygun şekilde mi yapılmakta? Yaz boyu dünyanın parasını havai fişeklere yatırıp, çevreyi de, insanları da tedirgin ve tehdit eden gösteriler hangi makamların ne tür izni ile yapılıyor ve hangi hukuka uygun olarak bunların denetimleri yapılıyor?

Küresel Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ali Dim’in duyarlılığı ve takipleri sayesinde Alanya Kaymakamlığı’nca ve Gaziantep Valiliği’nce yasaklanan havai fişekler niçin diğer şehirlerde serbest veya hukuk illere göre mi farklı yoksa yöneticilerine göre mi farklılık gösteriyor?

Yine yazmaktan yorulduğum gürültü saçan trafik taşıtları niçin Fethiye gibi ilçelerde sıkı denetlenip cezai işlemler uygulanırken diğer kentlerde bunların şehir yaşamını sabote etmesine göz yumulur?

Muğla’da belediyeye ait hemen bütün ağır tonajlı kamyon sürücülerinin gelişigüzel korna çalma hastalığı var. Hatta selam verme şekli de olmuş kornaya basmak. Yöneticileri ne yapar, nasıl eğitirler ve velinimetleri olan hemşerilerini nasıl rahatlatırlar izleyip göreceğiz. Pekiyi belediyelerdeki bu araçların kornalarının denetimlerini yapmak hususunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birimleri ne ölçüde duyarlılar, şimdiye kadar kaç taşıta usulsüz korna cezası uygulamışlar duyanınız, göreniniz var mı acaba?

Topu taça atarak vakit geçirmeyin beyler! Hep devlete, hep Ankara’ya, hep siyasi bir takım odaklara bahaneler atıp kendinizi saklama gayreti yerine daha cesur ortada durun ve ziyanı yok birazcık da risk alın, koltuğunuzu riske atın.

Aksi takdirde yazlar biter, kış gelir ve geçen bu süreler sizi sadece ihtiyarlatır. Hâlbuki ölümsüz olmak elinizde ve yolu da elinizi taşın altına sokmaktan geçiyor. Ulusal kanalların birinde: “Seyirci Kalmayın” isimli bir program var ve vatandaşların hatta çocukların değişik sorunlar karşısında seyirci kalmamaları teşvik ediliyor.

Ne dersiniz: Önce yerel yöneticilere mi öğretsek seyirci kalmamayı. Yaz bitiyor ama dertler bitmiyorsa; Gidip bir demli çay mı içsek? 16.09.2019 Erdal ÇİL cerdal48@gmail.com

16 Eylül 2019 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Emperyalizm böyle bir şey
Film aynı film
Sezen Zambak Meydanı
Yaz bitiyor
Menteşe bize yeter!
Huzur Sokağı'nın hüznü
Öfkeler şelale!
Öfkesiz yazılar
Öfkeye dikkat
Yine üniversite yine Muğla
Devlet nereye?
15 Temmuz'a bir turnusol
Sath-ı Taarruz
Var mısınız konuşmaya?
Seçim Artı
Gazlı hayat
Manisa'nın sağlığına dair
Postmodern zübüklerin turfanda hasadı!
İzmir vefasız mıdır
İstanbul değil İzmir!
 

WEB TV Tüm videolar
Cem Yılmaz Fundamentals
 
Hatasız Kul Olmaz-Tarkan
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir