19 Eylül 2020, Cumartesi Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

ZAMANE SOKAKLARI

Evlerimizin tek katlı veya bahçeli ve az katlı olduğu günlerde, hepimizin kendimizi bulduğu, dünyayı tanıdığımız sokaklarımız vardı evlerimizin hemen önünde.

Şöyle ilk defa giren bile bir bakışta anlardı o sokağın dilini.

Sokaktan birinin cenazesi mi var, oğlu askere mi gitti, ya da birinin cemiyeti, düğünü/derneği falan mı var, deyiverirdi size.

Bu yüzden biz, komşularımızı da, komşuluk yapılabilecek komşularımızı da hep sokaktan başlardık tanımaya. Sokağa yansıyan görüntülerinden edinirdik ilk intibaları. Sokağın dili size, o sokakta oturan evlerin kültürünü, sosyoekonomik seviyelerini yansıtıverirdi.

Evlerin dört duvar arasında gizemli olmasına karşın sokaklar alabildiğine hoyrat, konuşkan, samimi ve canlıydı. Otokontrolünü de sağlamıştık kendi aramızda. Babasının parasıyla edinmiş olduğu oyuncağını bizimle paylaşmayan kibirli çocuklara karşı bir tavrımız olduğu gibi çok küfreden, bağıran, ortalamaya giremeyen herkes de bu tavrımızdan nasibini alırdı. Ya da yeni taşındığımız evin sokağı bizim ortalamanın altında veya üstünde ise büyüklerimizin yeni ev aramasının sebebi olur ve o sokağın dili belirlerdi, bizim orada ne kadar kalabileceğimizi.

Evlerimizin kapısı, o sıralar apartmanlar olmadığından kat boşluğuna açılmaz, direkt sokağa açılırdı. Dolayısıyla evden çıktığımızda ilk sokağa adım atar, sokağın ayazını alır, sokak komşularımızla karşılaşırdık.

Şimdi sokakları alınmış evlerin hüznüne dayanamadığından olsa gerek, iletişim sektörü evleri sokaksız bırakmamış. Artık her evin direkt sokağa açılan bir kapısı var. Başta çocukları olmak üzere bütün ev halkı çoğunlukla sokakta artık. Hem de gece yarılarına kadar.

Sosyal medya, sosyal âlem sokakları.

Bu sokağın ayazı da başka oluyor! Okulundan gelen çocuğun, işlerinden dönen anne babanın, eve geldiklerinde kendilerini bir süre sonra attıkları ilk yer yine sokak oluyor. Herkes, her şeyi; eşini, dostunu, işini falan yine bu sokaktan tanıyor.

Başımıza bir şey geldiğinde, mesela birazcık tuza, şekere ihtiyacımız olsa annem sokağa salar ve hemen en yakın komşudan bir çırpıda alır geliverirdik. Şimdi kargolar 7/24, ara öğünlere kadar bir tıkla kapınızda.

Bizim sokağın o zamanlar genişliği atlama mesafesiyle üç adımdı. Ortaokul yıllarında bazı sınıf arkadaşlarımızın daha geniş sokaklardaki evlerde oturduklarına şahit olmuştuk. Cadde kelimesinin dağarcığımıza yeni girdiği o günlerde evleri orada olan arkadaşlarımızın bizim sokağın çocukları kadar samimi olmadıklarını gözlemlemiştik. Demek ki sokak dediğin öyle çok da geniş, çok da büyük olmayacaktı. Evlerin aralarını çok açmayacaktı.

Şimdilerde evlerimize uzanan sokakların ise ucu bucağı yok. Hatta yan dairemizdeki komşumuzla bile aramız çok açık ve neredeyse tanımıyoruz bile birbirimizi.

Bizim sokaklarda oynayıp düştüğünde, kalkardın hemen veya eller uzanırdı seni kaldırmak için. Şimdi düşmeye gör!

Bazen giderim, o sokaklardan halen ayakta kalabilenlerine. Issızken dahi duyarım dillerini, iniltilerini. Yeni sakinlerini, evlerine kapanmış ve sokağı sadece gel-geç için kullanan, onunla oyalanmayan, onu hissetmeyen sakinlerini dinler görürüm.

Hakkını yemeyelim! Yeni sokaklarımız da dinlemekte, gözlemekte bizleri. Arada hatırımızı bile sormaktalar. Bir süre girmesek, merak edip aramaktalar.

Zamane sokakları. Yalancıktan da olsa bize iyi çalışmışlar. Birileri iyi öğretmiş bizi. İlgimize, beğenimize iyi hitap ediyor, iyi avutuyorlar doğrusu.

Seksen öncesi anarşi günlerini düşünüyorum da: Sokakları iyi kullanan, onu iyi anlayanın ayakta kaldığı günlerdi. Baskın yememek, pusuya düşmemek için sokakları iyi tutar, zayıf göstermezdik kendimizi.

Şimdinin sokakları da aynı amaçla geçiliyor. Sokağa hâkim olan kazanıyor.

Bakmayın değiştiğine. Yeni sokaklar daha renkli, daha konforlu, daha geniş, daha sınırsız ama neticede onlar da bizsiz yapamıyor.

Sadece dilini bilmek, barışık olmak gerek belki.

Belki de alıp başını gitmek var;

Eski sokaklara doğru…

Erdal ÇİL

cerdal48@gmail.com

10.04.2020

10 Nisan 2020 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
ARAYA CAMLAR GİRDİ
TRİBÜNE OYNAMAK
YİNE AYLARDAN AĞUSTOS
PINAR'LARIMIZ KURURKEN
PATLAYAN FİŞEKLER, SİLAHLAR VE EKSOZLAR.
İYİLİĞİN BULAŞICI GÜCÜ
TAMAM MI?
BU BAYRAM
NASIL KURULURSANIZ ÖYLE DURULURSUNUZ
EMANET MEKTUPLAR
3 MAYIS'TAN 1 MAYIS'LARA
KORONACI
ZAMANE SOKAKLARI
KAMUDA ESNEK ÇALIŞMA VE UYGULAMA BİRLİĞİ
SOSYALMEDYA İMAMLARI
OLMAZ OLSUN BÖYLE HEKİMLİK
ATEŞKES BAHARI
VATAN ONLARA YAR OLSUN
YUNUS'TAN HEYBEME DÜŞENLER
YOLDAKİ ÇUKURLAR
 

WEB TV Tüm videolar
O belde (Ahmet Haşim)
 
Elena Ledda - Pesa
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir