24 Kasım 2017, Cuma Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 

Kerry: Muhalifleri desteklemeye hazırız



 

 Suriye Halkının Dostları Grubu Dışişleri Bakanları Toplantısı, Adile Sultan Sarayı'nda yapıldı. Toplantıya, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yanı sıra ABD, İngiltere, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, BAE, İtalya, Almanya ve Fransa'dan dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililer ile Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) temsilcileri katıldı. Toplantının ardından, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve SMDK Başkanı Muaz el-Hatip, ortak basın toplantısı düzenledi. 
Davutoğlu, son iki yıldır Suriye halkının büyük acılar çektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: 
"100 bini aşkın kaydedilmiş vefat var, katliam var. Yüz binlerce insan komşu ülkelerde mülteci, bunun 300 bine yakını Türkiye'de. Milyonlarca insan da Suriye içinde evsiz, barksız, yerinden, yurdundan edilmiş durumda. Böyle bir konuyu ele almak üzere daha önce de Suriye'nin Dostları Grubu olarak bir çok toplantıda bir araya gelmiştik. Ancak son haftalardaki gelişmeleri gözden geçirmek üzere bu kez Suriye Dostları Grubu içinde bir çekirdek grup mahiyetindeki bir grup ülkeyle bir toplantıda bir araya geldik." 
"11 ÜLKE BU KEZ ORTAK BİR POZİSYONDA BİR ARAYA GELDİ"
Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin iki hafta önce gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde bu konuyu ele almak üzere bir prensip kararına vardıklarını dikkat çekerek, toplantıya katılan herkese teşekkür etti. 
Davutoğlu, toplantı sonrasında basın mensuplarına iki dokümanın dağıtıldığını belirterek, 
"Bunlardan birisi, Suriye Ulusal Koalisyonu'nun Suriye'nin geleceğiyle ilgili perspektifini yansıttığı deklarasyonu. Bu deklarasyonda Suriye Ulusal Koalisyonu,Suriye'nin geleceği konusundaki vizonlarını ortaya koymaktalar. Bütün Suriyeliler'in eşit olarak hür bir şekilde yaşadığı bir vizyon çerçevesi çizdiler. Bunu sizinle paylaşacağız" şeklinde konuştu. 
Davutoğlu ikinci dokumanın ise 11 ülkenin ortak açıklaması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Daha önce birçok başkanlık açıklamaları yapıldı. Ama bu açıklamada göreceğiniz gibi 11 ülke bu kez ortak bir pozisyonda bir araya geldi. Bunun detaylarını tabi metinde görebilirsiniz. Önemli olan 11 ülkenin kararlı bir şekilde Suriye Ulusal Koalisyonu'na net bir destek ifade etmesi ve bundan sonra katliamların durdurulması yönünde her türlü çalışmayı yapmak üzere bir siyasi irade göstermiş olmalarıdır. Bu yardımların mahiyeti, şartların gerektirdiği şekilde yeniden her aşamada değerlendirilecektir. Çok güçlü bir çağrı burada yapılmaktadır. Ümit ederiz bu güçlü çağrı, başta Şam olmak üzere dünyanın ilgili bütün başkentlerinde hak ettiği yankıyı bulur. Artık yeter diyoruz. Bu katliamların süratle durdurulması için uluslararası toplumu ve bütün tarafları ortak bir mücadelevermeye çağırıyoruz." 
 
"SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Kerry ve Muaz el-Hatip'in konuşmalarının ardından yeniden söz alan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye ve toplantıya katılan 11 ülke adına bazı hususları vurgulamak istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Suriye halkına mesajımız son derece açıktır. Son iki yıl içinde çok büyük acılar çektiniz. Büyük kahramanlıklar gösterdiniz. Suriye halkının savunduğu değerler sadece kendi değerleri değil, bütün insanlık onuru adına hava saldırılarına, topların, tüfeklerin, son olarak da Scud füzelerinin saldırılarına rağmen insanlık onuru adına bir mücadele yürüttü Suriye halkı. Onlara mesajımız açıktır, 'bu mücadelede yalnız değiller'. Biz bu mücadelede hem insani boyutuyla yani mültecileri ağırlamak suretiyle, mültecilere evlerinden, yurtlarından edilenlere yardım etmek suretiyle, hem de alanda mücadeleyi verenlere doğrudan destek anlamında Suriye Ulusal Koalisyonu'na ve Suriye Askeri Konseyi'ne verdiğimiz ve vereceğimiz desteklerle Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz."
 
"REJİMİN AYAKTA KALMA ŞANSI YOKTUR"
Davutoğlu, Suriye Ulusal Koalisyonu'nun ilan ettiği deklarasyonda vurguladığı hususların, 11 ülkenin de onayladığı hususlar olduğunu belirterek şöyle devam etti: 
"Bu hususların takipçisi olacağız. Hep beraber özgür, bağımsız, kendi egemenliğine sahip, kendi iradesiyle kendi ülkesini yöneten eşit vatandaşların kurduğu yeni bir Suriye siyasi sisteminin kurulmasını ümit ediyoruz. Bu konuda hiçbir Suriyeli, ait olduğu din, mezhep, etnik grup sebebiyle dışlanamaz, dışlanmayacaktır. Suriye, bütün Suriyeliler tarafından inşa edilecektir. Biz 11 ülke olarak sadece bu onurlu halka destek vermeyi ahlaki bir sorumluluk olarak görüyoruz. Yoksa Suriye sadece ve sadece Suriyelilere aittir. Suriye'nin geleceğini sadece Suriyeliler belirleyecektir. Suriye rejimine mesajımız da açıktır. İki yıldır kendi şehirlerini, kendi insanlarını yok eden bir rejimin ayakta kalma şansı yoktur."
 
"HERKES ELİNDEN GELEN ÇABAYI ORTAYA KOYAR"
Davutoğlu, Cenevre Mutabakatı'nı hatırlatan ve bütün ilgili ülkelerin kabul ettiği şekilde iki tarafın da kabul edeceği bir siyasi çözüm için çağrıda bulunduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Bu siyasi çözümde, kesinlikle eli kana bulanmış olan, bu katliamlarda yer almış olanların yeri yoktur. Suriye halkının kabul ettiği bir siyasi geçiş süreci hepimiz için tercihe şayandır. Ancak bu siyasi sürecin gecikmesi dolayısıyla ortaya çıkacak siyasi riskler sonrası 11 ülke birlikte davranmaya kararlıyız. Bu risklerin Suriye halkını daha fazla mağdur etmesine ve bölge istikrarını riske atmasına izin vermeme konusunda da bir mutabakatımız vardır. Ümit ederiz bu çağrımız hem mazlum, mağdur Suriye halkı tarafından hem bu halka baskı yapan rejim tarafından hem de bütün dünyadaki konuyla ilgili aktörler tarafından doğru algılanır. Bir an önce bu katliamın durması için herkes elinden gelen çabayı ortaya koyar."
"MEZHEP ÇATIŞMASI İLE KARŞI KARŞIYA GELMELERİ TEHLİKESİ VAR"
Toplantıda konuşan ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Suriye konusunda kritik bir noktada olduklarını belirterek, "Suriye'deki durum bundan daha net olamaz. Ciddi bir kimyasal silah tehlikesi var. İnsanların balistik füzeler ile öldürülmeleri meselesi var. Büyük tahribat yapan silahların kullanılması söz konusu. Bir ülkenin halklarının küçük gruplar halinde parçalanması, mezhep çatışması ile karşı karşıya gelmeleri tehlikesi var. Zaten bu bölgede bu tür sorunlar çok iyi biliniyor. Biz bütün bunlardan kaçınabilmeyi istiyoruz. O yüzden bu konuda bir kez daha çalışmak istiyoruz" dedi. 
Kerry Suriye konusunda kararlı olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Bazı insanlar bizim bu konuda kararlı olduğumuza inanmayacaklar fakat bir bu konuda gerçekten çok kararlıyız. Birinci önceliğimiz uluslararası kamu oyunun gerçekleştirdiği şey bu da öncelikle her tarafın rızası ile bir geçiş hükümeti kurmak ve Suriye'de yeni liderini seçmek için seçim yoluna gitmek. Bu barışa giden yoldur. Bu barışa giden yolda her vatandaş Alevi, Sünni, Şii her bir Suriyeli vatandaşın ülkenin bir parçasının olmasının yolu budur. Uluslararası toplumun mutabık kaldığı barış çerçevesi Rus dostlarımızın da mutabık olduğu bir çerçevedir. Yapılacak yardımların Özgür Suriye Ordusu Genelkurmayı Selim İdris üzerinden yapılması konusunda karar aldık. 
General İdris'ten Suriye'deki durum konusunda brifing aldık Her bir ülkeden gelen yardım General İdris'in Askeri Konseyi'nin vasıtasıyla aktarılması kararı aldık. Ayrıca bir çalışma standardı belirledik. 
Bu çerçevede çoğulcu Suriye'nin tümünü temsil eden, kesinlikle bir gruba yönelik bir intikam amacı gütmeyen bir geçişin ve barışın sağlanması konusunda mutabık kaldık." 
 
"BAŞKAN BENDEN ÖZELLİKLE MUHALEFETE DESTEĞİMİZİ ARTIRMAMIZI İSTEDİ"
Kerry, Cenevre bildirisinde gerekli müzakere zeminine varabileceklerini söyleyerek, "Her halükarda Suriye muhalefetini desteklemeye hazırız. Nasıl destekleyeceğimiz konusunda önümüzdeki günlerde çeşitli açıklamalar olabilir" dedi.
Başkan Obama'nın Suriye konusunda çok net olduğu ve Esed sonrası demokratik birleşik bir Suriye istediğini ifade eden Kerry, "Başkan benden özellikle muhalefete desteğimizi artırmamızı istedi" şeklinde konuştu. 
 
"BİZİM DEVRİMİMİZ BÜTÜN SURİYELİLER İÇİNDİR"
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Muaz el-Hatip, Suriye'nin tarihi bir dönemeçten geçtiğini
belirterek, "Halkımız görülmemiş bir trajedi yaşıyor. Uluslararası toplum Suriye'ye yardım için elinden geleni yapıyor ama yeterli değil, daha fazla yardım bekliyoruz. Suriye'nin toprak ve halk bütünlüğünü korumaya kararlıyız. Suriye tam bağımsız, egemenlik de halkın olacaktır. Suriye halkının direnişi özgürlük direnişidir. Suriye'deki tek terörist rejimdir" şeklinde konuştu.
Suriye'de rejimin sivil halkı vahşice hedef aldığını ve öldürdüğüne dikkat çeken Hatip, şunları kaydetti: 
"Eşitliğin ve kanun egemenliğinin olduğu bir Suriye istiyoruz. Bizim devrimimiz bütün Suriyeliler içindir. Herhangi bir grubun başka bir grup üzerinde baskı kurmasına müsaade etmeyeceğiz. İnsan hakları, hak kavramı ayrım yapılmaksızın bütün Suriye halkına sağlanacaktır. Suriye Ulusal Koalisyonu, Suriye halkının lehine siyasi mücadelesini sürdürecektir. Hedeflediğimiz geçiş sürecinde de adaleti temin edeceğiz. Buradaki siyasi unsurlar, devrimin unsurları hiçbir şekilde intikam güdüsü duymuyor. Ayrımcılığı, ırkçılığı, bu rejimin vahşi uygulamalarını benimsemiyor."
 
RUSYA VE İRAN'A ÇAĞRI 
Konuşmasında İran ve Rusya'ya da çağrıda bulunan Hatip, "Rusya'dan Suriye konusunda olumlu bir tavır takınmasını ve akan kanın durması için çalışmasını istiyoruz" dedi. Hatip, İran'a yönelik olarak ise "İran'ın burada daha fazla suça gömülmemesini, uzmanlarını ve subaylarını Suriye'den çekmesini, Hizbullah'a da savaşçılarını çekmesini öğütlemesini istiyoruz. Bölge daha fazla sıkıntıya sokulmasın" dedi. 
Uluslararası toplumdan destek beklediklerini söyleyen Hatip, dünya ülkelerinin Suriye halkını bu vahşi rejimin elinden kurtarmasını beklediklerini belirtti. 
 
DEKLARASYON 
Suriye Halkının Dostları Grubu Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) bir deklarasyon yayımladı. 
SMDK'nın, Suriye rejimine karşı mücadelesinde bağlı kalacağı ilkelerin sıralandığı deklarasyonda, "Suriye'de, kendi gündemlerini takip eden radikal/aşırı unsurlar bulunduğunun bilincindeyiz. Suriye halkı gibi bizler de her türlü terörizmi ve aşırı ideolojiyi veya zihniyeti güçlü bir biçimde reddediyoruz ve kınıyoruz" dendi.  
Deklarasyonda, SMDK'nın mücadelesinin Suriye Devleti'ne değil, Esed  rejimine karşı olduğu vurgulanarak, şu ifadelere yer verilidi: "Bu doğrultuda, kamu kurum ve kuruluşlarını muhafaza edecek, bununla birlikte devleti korumak ve askeri ve güvenlik personeli
de dahil olmak üzere yolsuzluğa karışmamış ve elini kana bulamamış kamu görevlilerini kollamak amacıyla bunları yeniden yapılandıracağız. SMDK'nın mücadelesi sivil halkı hedef alan rejime karşı. Etnik, dini ve mezhepsel kökenine bakılmaksızın tüm
Suriyeliler'in eşit olacağı demokratik ve çoğulcu bir Suriye amaçlanıyor. Suriye'de herhangi bir gruba karşı intikam ve öç alma
eylemlerine girişilmesine izin vermeyeceğiz ve müsamaha göstermeyeceğiz. Suriye sınırları içinde mevcut olan kimyasal silah stoklarının emniyet ve güvenliğini teminat altına alacağız. Yeni Suriye'nin uluslararası yükümlülükleriyle uyum içinde hareket edeceğiz. 
Suriyeliler'in savunma amaçlı silah temin edebilmeleri gerekiyor. Bu silahların, tahsis edildikleri amaç doğrultusunda kullanılacaklarını ve yanlış ellere geçmeyeceklerini garanti edeceğiz. Bu silahlar ve askeri teçhizatlar, devrimin sonuçlandırılmasıyla birlikte ilgili
kurumlara iade edilecektir. Devrim, Suriyeliler tarafından yönetilmektedir ve Suriye halkı kendi geleceğini bizzat tayin edecektir."
 
YÜKSEK ASKERİ KONSEYİ
Suriye Yüksek Askeri Konseyi'ne (YAK) de değinilen deklarasyonda, şunlar kaydedildi:
"YAK, yerleşik komuta kontrol yapısı ve profesyonel iyi planlanmış ve örgütlü askeri harekat yürütme kabiliyetiyle etkin bir işleyişe sahiptir. Bu durum, tüm uluslararası askeri yardımların münhasıran YAK üzerinden iletilmesini gerektirmektedir. YAK, uluslararası insancıl hukuka ve insan hakları hukukuna bağlıdır. Yardımların intikali için gerekli mekanizmaların tesisi hususunda uluslararası toplum ile işbirliği halinde çalışmaya hazırız."
 

 Suriye Halkının Dostları Grubu Dışişleri Bakanları Toplantısı, Adile Sultan Sarayı'nda yapıldı. Toplantıya, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yanı sıra ABD, İngiltere, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, BAE, İtalya, Almanya ve Fransa'dan dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililer ile Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) temsilcileri katıldı. Toplantının ardından, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve SMDK Başkanı Muaz el-Hatip, ortak basın toplantısı düzenledi. 
Davutoğlu, son iki yıldır Suriye halkının büyük acılar çektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "100 bini aşkın kaydedilmiş vefat var, katliam var. Yüz binlerce insan komşu ülkelerde mülteci, bunun 300 bine yakını Türkiye'de. Milyonlarca insan da Suriye içinde evsiz, barksız, yerinden, yurdundan edilmiş durumda. Böyle bir konuyu ele almak üzere daha önce de Suriye'nin Dostları Grubu olarak bir çok toplantıda bir araya gelmiştik. Ancak son haftalardaki gelişmeleri gözden geçirmek üzere bu kez Suriye Dostları Grubu içinde bir çekirdek grup mahiyetindeki bir grup ülkeyle bir toplantıda bir araya geldik." 

"11 ÜLKE BU KEZ ORTAK BİR POZİSYONDA BİR ARAYA GELDİ"
Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin iki hafta önce gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde bu konuyu ele almak üzere bir prensip kararına vardıklarını dikkat çekerek, toplantıya katılan herkese teşekkür etti. 
Davutoğlu, toplantı sonrasında basın mensuplarına iki dokümanın dağıtıldığını belirterek, "Bunlardan birisi, Suriye Ulusal Koalisyonu'nun Suriye'nin geleceğiyle ilgili perspektifini yansıttığı deklarasyonu. Bu deklarasyonda Suriye Ulusal Koalisyonu,Suriye'nin geleceği konusundaki vizonlarını ortaya koymaktalar. Bütün Suriyeliler'in eşit olarak hür bir şekilde yaşadığı bir vizyon çerçevesi çizdiler. Bunu sizinle paylaşacağız" şeklinde konuştu. Davutoğlu ikinci dokumanın ise 11 ülkenin ortak açıklaması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Daha önce birçok başkanlık açıklamaları yapıldı. Ama bu açıklamada göreceğiniz gibi 11 ülke bu kez ortak bir pozisyonda bir araya geldi. Bunun detaylarını tabi metinde görebilirsiniz. Önemli olan 11 ülkenin kararlı bir şekilde Suriye Ulusal Koalisyonu'na net bir destek ifade etmesi ve bundan sonra katliamların durdurulması yönünde her türlü çalışmayı yapmak üzere bir siyasi irade göstermiş olmalarıdır. Bu yardımların mahiyeti, şartların gerektirdiği şekilde yeniden her aşamada değerlendirilecektir. Çok güçlü bir çağrı burada yapılmaktadır. Ümit ederiz bu güçlü çağrı, başta Şam olmak üzere dünyanın ilgili bütün başkentlerinde hak ettiği yankıyı bulur. Artık yeter diyoruz. Bu katliamların süratle durdurulması için uluslararası toplumu ve bütün tarafları ortak bir mücadelevermeye çağırıyoruz." 
 
"SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Kerry ve Muaz el-Hatip'in konuşmalarının ardından yeniden söz alan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye ve toplantıya katılan 11 ülke adına bazı hususları vurgulamak istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Suriye halkına mesajımız son derece açıktır. Son iki yıl içinde çok büyük acılar çektiniz. Büyük kahramanlıklar gösterdiniz. Suriye halkının savunduğu değerler sadece kendi değerleri değil, bütün insanlık onuru adına hava saldırılarına, topların, tüfeklerin, son olarak da Scud füzelerinin saldırılarına rağmen insanlık onuru adına bir mücadele yürüttü Suriye halkı. Onlara mesajımız açıktır, 'bu mücadelede yalnız değiller'. Biz bu mücadelede hem insani boyutuyla yani mültecileri ağırlamak suretiyle, mültecilere evlerinden, yurtlarından edilenlere yardım etmek suretiyle, hem de alanda mücadeleyi verenlere doğrudan destek anlamında Suriye Ulusal Koalisyonu'na ve Suriye Askeri Konseyi'ne verdiğimiz ve vereceğimiz desteklerle Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz."
 
"REJİMİN AYAKTA KALMA ŞANSI YOKTUR"
Davutoğlu, Suriye Ulusal Koalisyonu'nun ilan ettiği deklarasyonda vurguladığı hususların, 11 ülkenin de onayladığı hususlar olduğunu belirterek şöyle devam etti: 
"Bu hususların takipçisi olacağız. Hep beraber özgür, bağımsız, kendi egemenliğine sahip, kendi iradesiyle kendi ülkesini yöneten eşit vatandaşların kurduğu yeni bir Suriye siyasi sisteminin kurulmasını ümit ediyoruz. Bu konuda hiçbir Suriyeli, ait olduğu din, mezhep, etnik grup sebebiyle dışlanamaz, dışlanmayacaktır. Suriye, bütün Suriyeliler tarafından inşa edilecektir. Biz 11 ülke olarak sadece bu onurlu halka destek vermeyi ahlaki bir sorumluluk olarak görüyoruz. Yoksa Suriye sadece ve sadece Suriyelilere aittir. Suriye'nin geleceğini sadece Suriyeliler belirleyecektir. Suriye rejimine mesajımız da açıktır. İki yıldır kendi şehirlerini, kendi insanlarını yok eden bir rejimin ayakta kalma şansı yoktur."
 
"HERKES ELİNDEN GELEN ÇABAYI ORTAYA KOYAR"
Davutoğlu, Cenevre Mutabakatı'nı hatırlatan ve bütün ilgili ülkelerin kabul ettiği şekilde iki tarafın da kabul edeceği bir siyasi çözüm için çağrıda bulunduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Bu siyasi çözümde, kesinlikle eli kana bulanmış olan, bu katliamlarda yer almış olanların yeri yoktur. Suriye halkının kabul ettiği bir siyasi geçiş süreci hepimiz için tercihe şayandır. Ancak bu siyasi sürecin gecikmesi dolayısıyla ortaya çıkacak siyasi riskler sonrası 11 ülke birlikte davranmaya kararlıyız. Bu risklerin Suriye halkını daha fazla mağdur etmesine ve bölge istikrarını riske atmasına izin vermeme konusunda da bir mutabakatımız vardır. Ümit ederiz bu çağrımız hem mazlum, mağdur Suriye halkı tarafından hem bu halka baskı yapan rejim tarafından hem de bütün dünyadaki konuyla ilgili aktörler tarafından doğru algılanır. Bir an önce bu katliamın durması için herkes elinden gelen çabayı ortaya koyar."



"MEZHEP ÇATIŞMASI İLE KARŞI KARŞIYA GELMELERİ TEHLİKESİ VAR"
Toplantıda konuşan ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Suriye konusunda kritik bir noktada olduklarını belirterek, "Suriye'deki durum bundan daha net olamaz. Ciddi bir kimyasal silah tehlikesi var. İnsanların balistik füzeler ile öldürülmeleri meselesi var. Büyük tahribat yapan silahların kullanılması söz konusu. Bir ülkenin halklarının küçük gruplar halinde parçalanması, mezhep çatışması ile karşı karşıya gelmeleri tehlikesi var. Zaten bu bölgede bu tür sorunlar çok iyi biliniyor. Biz bütün bunlardan kaçınabilmeyi istiyoruz. O yüzden bu konuda bir kez daha çalışmak istiyoruz" dedi. 
Kerry Suriye konusunda kararlı olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Bazı insanlar bizim bu konuda kararlı olduğumuza inanmayacaklar fakat bir bu konuda gerçekten çok kararlıyız. Birinci önceliğimiz uluslararası kamu oyunun gerçekleştirdiği şey bu da öncelikle her tarafın rızası ile bir geçiş hükümeti kurmak ve Suriye'de yeni liderini seçmek için seçim yoluna gitmek. Bu barışa giden yoldur. Bu barışa giden yolda her vatandaş Alevi, Sünni, Şii her bir Suriyeli vatandaşın ülkenin bir parçasının olmasının yolu budur. Uluslararası toplumun mutabık kaldığı barış çerçevesi Rus dostlarımızın da mutabık olduğu bir çerçevedir. Yapılacak yardımların Özgür Suriye Ordusu Genelkurmayı Selim İdris üzerinden yapılması konusunda karar aldık. General İdris'ten Suriye'deki durum konusunda brifing aldık Her bir ülkeden gelen yardım General İdris'in Askeri Konseyi'nin vasıtasıyla aktarılması kararı aldık. Ayrıca bir çalışma standardı belirledik. Bu çerçevede çoğulcu Suriye'nin tümünü temsil eden, kesinlikle bir gruba yönelik bir intikam amacı gütmeyen bir geçişin ve barışın sağlanması konusunda mutabık kaldık." 
 
"BAŞKAN BENDEN ÖZELLİKLE MUHALEFETE DESTEĞİMİZİ ARTIRMAMIZI İSTEDİ"
Kerry, Cenevre bildirisinde gerekli müzakere zeminine varabileceklerini söyleyerek, "Her halükarda Suriye muhalefetini desteklemeye hazırız. Nasıl destekleyeceğimiz konusunda önümüzdeki günlerde çeşitli açıklamalar olabilir" dedi.
Başkan Obama'nın Suriye konusunda çok net olduğu ve Esed sonrası demokratik birleşik bir Suriye istediğini ifade eden Kerry, "Başkan benden özellikle muhalefete desteğimizi artırmamızı istedi" şeklinde konuştu. 
 




"BİZİM DEVRİMİMİZ BÜTÜN SURİYELİLER İÇİNDİR"
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Muaz el-Hatip, Suriye'nin tarihi bir dönemeçten geçtiğini
belirterek, "Halkımız görülmemiş bir trajedi yaşıyor. Uluslararası toplum Suriye'ye yardım için elinden geleni yapıyor ama yeterli değil, daha fazla yardım bekliyoruz. Suriye'nin toprak ve halk bütünlüğünü korumaya kararlıyız. Suriye tam bağımsız, egemenlik de halkın olacaktır. Suriye halkının direnişi özgürlük direnişidir. Suriye'deki tek terörist rejimdir" şeklinde konuştu.
Suriye'de rejimin sivil halkı vahşice hedef aldığını ve öldürdüğüne dikkat çeken Hatip, şunları kaydetti: 
"Eşitliğin ve kanun egemenliğinin olduğu bir Suriye istiyoruz. Bizim devrimimiz bütün Suriyeliler içindir. Herhangi bir grubun başka bir grup üzerinde baskı kurmasına müsaade etmeyeceğiz. İnsan hakları, hak kavramı ayrım yapılmaksızın bütün Suriye halkına sağlanacaktır. Suriye Ulusal Koalisyonu, Suriye halkının lehine siyasi mücadelesini sürdürecektir. Hedeflediğimiz geçiş sürecinde de adaleti temin edeceğiz. Buradaki siyasi unsurlar, devrimin unsurları hiçbir şekilde intikam güdüsü duymuyor. Ayrımcılığı, ırkçılığı, bu rejimin vahşi uygulamalarını benimsemiyor."
 
RUSYA VE İRAN'A ÇAĞRI 
Konuşmasında İran ve Rusya'ya da çağrıda bulunan Hatip, "Rusya'dan Suriye konusunda olumlu bir tavır takınmasını ve akan kanın durması için çalışmasını istiyoruz" dedi. Hatip, İran'a yönelik olarak ise "İran'ın burada daha fazla suça gömülmemesini, uzmanlarını ve subaylarını Suriye'den çekmesini, Hizbullah'a da savaşçılarını çekmesini öğütlemesini istiyoruz. Bölge daha fazla sıkıntıya sokulmasın" dedi. 
Uluslararası toplumdan destek beklediklerini söyleyen Hatip, dünya ülkelerinin Suriye halkını bu vahşi rejimin elinden kurtarmasını beklediklerini belirtti. 
 
DEKLARASYON 
Suriye Halkının Dostları Grubu Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) bir deklarasyon yayımladı. SMDK'nın, Suriye rejimine karşı mücadelesinde bağlı kalacağı ilkelerin sıralandığı deklarasyonda, "Suriye'de, kendi gündemlerini takip eden radikal/aşırı unsurlar bulunduğunun bilincindeyiz. Suriye halkı gibi bizler de her türlü terörizmi ve aşırı ideolojiyi veya zihniyeti güçlü bir biçimde reddediyoruz ve kınıyoruz" dendi.  
Deklarasyonda, SMDK'nın mücadelesinin Suriye Devleti'ne değil, Esed  rejimine karşı olduğu vurgulanarak, şu ifadelere yer verilidi: "Bu doğrultuda, kamu kurum ve kuruluşlarını muhafaza edecek, bununla birlikte devleti korumak ve askeri ve güvenlik personeli
de dahil olmak üzere yolsuzluğa karışmamış ve elini kana bulamamış kamu görevlilerini kollamak amacıyla bunları yeniden yapılandıracağız. SMDK'nın mücadelesi sivil halkı hedef alan rejime karşı. Etnik, dini ve mezhepsel kökenine bakılmaksızın tüm
Suriyeliler'in eşit olacağı demokratik ve çoğulcu bir Suriye amaçlanıyor. Suriye'de herhangi bir gruba karşı intikam ve öç alma
eylemlerine girişilmesine izin vermeyeceğiz ve müsamaha göstermeyeceğiz. Suriye sınırları içinde mevcut olan kimyasal silah stoklarının emniyet ve güvenliğini teminat altına alacağız. Yeni Suriye'nin uluslararası yükümlülükleriyle uyum içinde hareket edeceğiz. 
Suriyeliler'in savunma amaçlı silah temin edebilmeleri gerekiyor. Bu silahların, tahsis edildikleri amaç doğrultusunda kullanılacaklarını ve yanlış ellere geçmeyeceklerini garanti edeceğiz. Bu silahlar ve askeri teçhizatlar, devrimin sonuçlandırılmasıyla birlikte ilgili
kurumlara iade edilecektir. Devrim, Suriyeliler tarafından yönetilmektedir ve Suriye halkı kendi geleceğini bizzat tayin edecektir."
 
YÜKSEK ASKERİ KONSEYİ
Suriye Yüksek Askeri Konseyi'ne (YAK) de değinilen deklarasyonda, şunlar kaydedildi:
"YAK, yerleşik komuta kontrol yapısı ve profesyonel iyi planlanmış ve örgütlü askeri harekat yürütme kabiliyetiyle etkin bir işleyişe sahiptir. Bu durum, tüm uluslararası askeri yardımların münhasıran YAK üzerinden iletilmesini gerektirmektedir. YAK, uluslararası insancıl hukuka ve insan hakları hukukuna bağlıdır. Yardımların intikali için gerekli mekanizmaların tesisi hususunda uluslararası toplum ile işbirliği halinde çalışmaya hazırız."

 
21 Nisan 2013
Etiket; Kerry, Davutoğlu, Suriye Yazdır   |   Paylaş

İlgili haberler


Sıfatı "Gazeteci"
Suriyeli gencin objektifinden savaşta çocuklar
Türkiye'nin kuvvetini bilelim
Başbakan'dan İzmir turu
Ustalık belgesi olanlar faizsiz işletme açabilecek
Çöpteki Meyveler Suriyeli Çocukları Sevindirdi
Suriyeli Vatandaşlar Merhamet Bekliyor
Delegeler tamam, sıra kongrede
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Diğer Haberler
Kaya: Kocaoğlu aymazlık içinde
Kocaoğlu'ndan ilçe belediyesine tepki
Katar'a ablukayı İzmir ile kırdık
Dostları olan zengindir
Demokrasi tek yol
15 Temmuz şehitlerinin isimleri gökyüzünde
15 Temmuz'u Batı'ya anlatıyoruz
Vahşet, işkence, taciz, tecavüz
Ölmedi, öldürüldü...
İlluminati nedir?
CHP darbeyi biliyordu
TSYD İzmir Başkanı'ndan açıklama
Yeşil sahadan sanal dünyaya
Avrupa Türkiye'ye teşekkür etmeli
İzmir'de 1 Mayıs coşkusu
Mimarlardan Büyükşehir'e sert eleştiri
İzmir'e 100 milyon avro gelecek
Kandil'deki iğrençliklerin belgesi
YGS öncesi altın kurallar
Yaşar'dan 'Rusya krizi' reçetesi
 
+ Çok okunan haberler

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir