Başbakan, Bahçeli'yi solladı!


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'da toplu açılış töreninde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 2009 yılındaki 40. yıl hesaplamasını gölgede bıracak bir hesaplama yaptı.

Erdoğan,  "Ne diyor o güzel Trabzon türküsü 'Trabzon büyük şehir, oy doyamadum tadına, uzaktan sevmek olmaz, gel yakina yakina.' Biz birbirimize o kadar yakınız ki, biz toprağımızla biriz. Biz suyumuzla, denizimizle biriz. Bayrağımızla biriz. Bizim ezanımız bir, bizim kıblemiz bir. Her şeyden öte gönüllerimiz bir. Allah birliğimizi daim etsin. Allah kardeşliğimizi daim, muhabbetimizi muhafaza etsin. Biz Trabzon'la biriz. Ama aramızda bir şifre var 61. Trabzon ne zaman fethedildi 1461'de. Trabzon'un plakası ne 61. Bu kardeşiniz kaçıncı hükümetin başbakanı 61. 26 Şubat'ta bu kardeşiniz inşallah 60'ı tamamlıyor 61'den gün almaya başlıyor. Şimdi sizden bir başka 61 bekliyoruz. 30 Mart'ta büyükşehir Trabzon'dan büyük bir 61 bekliyoruz. Trabzon 61 diyor mu? Maşallah. 41 kere maşallah, 61 kere maşallah" dedi.


Trabzon'da konakladığı Zorlu Otel'den yürüyerek yaklaşık 100 metre mesafedeki tören alanına gelen Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, beraberindeki bakanlar ve milletvekilleriyle vatandaşları selamladı. Yaklaşık 7 bin kişinin doldurduğu alanda bazı vatandaşlar Başbakan'ın konuşmasını ağaçların üzerinden izledi. Trabzon'a verdikleri Büyükşehir sözünü tuttuklarını belirten Başbakan Erdoğan şunları söyledi: "Ne diyor o güzel Trabzon türküsü 'Trabzon büyük şehir, oy doyamadum tadına, uzaktan sevmek olmaz, gel yakina yakina.' Biz birbirimize o kadar yakınız ki, biz toprağımızla biriz. Biz suyumuzla, denizimizle biriz. Bayrağımızla biriz. Bizim ezanımız bir, bizim kıblemiz bir. Her şeyden öte gönüllerimiz bir. Allah birliğimizi daim etsin. Allah kardeşliğimizi daim, muhabbetimizi muhafaza etsin. Biz Trabzon'la biriz. Ama aramızda bir şifre var 61. Trabzon ne zaman fethedildi 1461'de. Trabzon'un plakası ne 61. Bu kardeşiniz kaçıncı hükümetin başbakanı 61. 26 Şubat'ta bu kardeşiniz inşallah 60'ı tamamlıyor 61'den gün almaya başlıyor. Şimdi sizden bir başka 61 bekliyoruz. 30 Mart'ta büyükşehir Trabzon'dan büyük bir 61 bekliyoruz. Trabzon 61 diyor mu? Maşallah. 41 kere maşallah, 61 kere maşallah."



'AKYAZI STADI'NIN TEMELİNİ ATACAĞIZ'

Bugünkü açılış töreniyle Trabzon'a 537 milyon liralık eser kazandırdıklarını anlatan Başbakan Erdoğan şöyle devam etti: "Ayrıca Trabzon'umuza, Trabzonsporumuz'a 40 bin kişilik stadyum ve spor tesisi inşa edeceğimizi söyledik. İşte bu sözümüzü de tutuyor, nihayet yarın Akyazı Stadı ve spor tesislerinin temelini atıyoruz. 28 Haziran'da yer teslimi yaptık. 795 bin metrekare alanı denizde doldurduk. Şimdi toplamda 459 bin metrekarelik alanda stadyum ve tüm tesisleriyle kompleks inşa edeceğiz. Sadece stad değil hizmet binaları, eğitim merkezleri, spor tesisleri. Trabzon'a UEFA standartlarında spor kompleksini kazandırmış olacağız. 230 trilyon liralık yatırımla Trabzon ve Trabzonspor'a yakışır eseri 2 yıl içinde tamamlamayı hedefliyoruz."



ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJI

Başbakan Erdoğan, yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu: "Yarın inşallah milletçe çok önemli ve anlamlı bir günü idrak edeceğiz. Yarın 24 Kasım öğretmenler günü. Fedakar, cefakar öğretmenlerimize şükranlarımızı bir kez daha ifade edeceğiz. Bu tabi bir sembol. Öğretmenler senede bir kez hatırlanacak olan varlıklarımız değildir. Her fırsatta, elimi öpmeye gelenlere şunu söylerim; Torunlarım ve çocuklarım ayrı, asla el öptürmeyi sevmem. 'Sadece 3 kişinin elini öpeceksiniz' derim. Annenizin, babanızın, öğretmeninizin, hocanızın elini öpeceksiniz. Başka kimsenin elini öpmeyin. Çünkü onlar eli öpülesidir. Olaya böyle bakmamız lazım. Ana okulundan, ilkokuldan başlayıp hayata atılıncaya kadar sabırla, metanetle, büyük bir incelik ve titizlikle insan yetiştiren öğretmenlerimize şükranlarımızı sunuyoruz. 600 bine yakın derslikte 900 bine yakın öğretmenimiz görev yapıyor. Diyor ki Hz. Ali, 'bana bir harf öğretinin kölesi olurum.' Anneye, babaya bir de öğretmene vefa bizim boynumuzun borcudur. Ana okuluyla birlikte 13 yıl boyunca adeta bir mücevheri işler gibi çocuğu bilgi ve beceriyle donatan öğretmenin kadrini kıymetini bilmek, ona hakkı teslim etmek boynumuzun borcudur. Öğretmen sadece üniversite sınavlarına hazırlayanlar değildir. Sadece test tekniğini öğretenler değildir. 13 yıl boyunca ilim, edep, adap öğreten, sabırla öğrencisine hayatı öğreten, takdim edenler bu işin asli unsurudur. Onların hakkını bir kenara koyamayız. Onun için her öğretmen değerlidir. 24 Kasım Öğretmenler Günü'nün tüm öğretmenlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum, milletim adına şükranlarımızı ifade ediyorum."

Erdoğan, bu sırada kalabalık arasında kendisine bir şey söylemek isteyenlere de, yöresel şiveyle, "Ula dur da bi konuşuruk oni, dur, dur, dur" diyerek susturdu ve konuşmasına devam etti.

'HAKKARİ'DE BAYRAĞINDAN UTANAN PARTİLERDEN OLMADIK'

Başbakan Erdoğan, "Sizlerle dertleşeceğim, hasbıhal edeceğim" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: Hafta sonu Diyarbakır'a gittik. Diyarbakır'da, Bismil ve Ergani'de açılışlar gerçekleştirdik. Oradaki vatandaşlarımızla kucaklaşarak muhabbetimizi, birliğimizi bir kez daha tazeledik. Orada tarihi bir günü hep beraber idrak ettik. Biz sizi çok iyi biliriz. Sizler de bizi çok iyi bilirsiniz. Biz milletimizle, özellikle de Trabzon'la aracılar vasıtasıyla konuşan bir iktidar değiliz. Bugüne kadar ne diyeceksek daima açıkça söyledik. Gizleyenlerden, üzerini örtenlerden, söz söyleyip unutanlardan olmadık. Söz söyleyip sözünü çiğneyenlerden, yutanlardan olmadık. Nabza göre şerbet sunan, her gittiği ilde bölgede farklı konuşanlardan da olmadık. İstanbul'da ne söylediysek Van'da da onu söyledik. İzmir'de ne söylediysek Konya'da onu söyledik. Diyarbakır'da ne söylediysek geldik Trabzon'da da şimdi onu söylüyoruz. İzmir'de Türk bayrağını sallayıp Hakkari'de bayrağından utanan partilerden de olmadık. İzmir'de ay yıldızlı bayrağımızı gururla nasıl salladıysak, Hakkari'de, Diyarbakır'da da o bayrağımızı gururla salladık. Her zaman ne dedik; 'tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.' Bu millet kavramının içinde Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcüsü, Abazası, Romanı, Boşnak'ı var. Türkiye'de ne kadar etnik unsur varsa, anayasal anlamda Türk milletinin içinde bunların hepsi var. Bunu anlamak istemeyenler olabilir. Ama biz burada bu ülkenin çoğunluğuyla hem fikiriz. Irkçı bir parti değiliz. Irkçı partilerin hali de ortada. Milletimizin tamamını kucaklıyoruz. 76 milyona hep birlikte, biriz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye'yiz diyoruz. Bizim farkımız bu."



'GİDİN DE ORADA SİYASET YAPIN'

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da nasıl bir kardeşliğin, muhabbetin diliyle, nasıl bir gönül diliyle konuştuysa Trabzon'da da aynı şekilde konuştuğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Sivas'ın doğusuna geçemeyenlerden değiliz. Tabela partileri var Sivas'ın doğusunda. Ama biz tabela partisi değiliz. Tüm teşkilatımız Trabzon'da nasıl çalışıyorsa, Hakkari'de, Diyarbakır'da, Muş'ta, Siirt'te de öyle çalışıyor. Tehditlere, teşkilatımızı yakıp yıkmalarına, il başkanlarımızı kaçırmalarına, şehit etmelerine rağmen yılmıyoruz, orada da ayakta duruyoruz. 11 yıl boyunca diğer siyasi partilere 'siz de gidin orada demokrasi mücadelesi verin' dedim. Ne CHP ne MHP gidebildi. Gidemezler. Onlar siyaset yapmak için kolay ve rahat zeminde olacaklar. Tıpkı kuştüyü yataklarda yatanlar gibi. Gidin de orada siyaset yapın. Sadece birkaç kez seçim kampanyalarında, o da bizim bu ifadelerimizden sonra birkaç vilayete gidebildiler. Doğuda, Güneydoğu'da yoklar. Biz 7 bölge ve 81 vilayette varız. Ama onlar yok. Bizi hiç utanmadan, sıkılmadan, arsız ve hayasızca bölücü olmakla suçlayanlar aslında kendi zihinlerinde Türkiye'yi bölmüş, Türkiye'nin bir bölümünü zihinlerinden, kalplerinden çıkarmış durumdalar. Bizim Rabbimizden başka kimseden korkumuz yok. Bizim zihinlerimizde, bizim kalbimizde, masamızın üzerinde farklı renklere boyanmış, üzerinde farklı hesaplar yapılmış Türkiye haritalarımız yok. Biz hesap peşinde değiliz. Hesaplaşmanın değil, 76 milyon helalleşmenin peşindeyiz."

'KORKAKLAR ZAFER ANITI DİKEMEZLER'

Başbakan Erdoğan, Kurtuluş Savaşı öncesinde Türkiye'nin bir çok yerinin işgal edilmiş olduğunu da hatırlatarakşöyle konuştu:

"29 Ekim 1923'de cumhuriyet kurulduğunda Gazi Mustafa Kemal yeni bir sayfa açtı. Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar, Ruslar ülkeyi işgal etmişlerdi. 'Onlara küselim' demedi. 2 gündür Rusya'daydık. Sayın Putin'le Türkiye- Rusya üst düzey işbirliği toplantısının dördüncüsünü gerçekleştirdik. Rusya ile yıllık 35 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var. Geldiğimizde adeta yok noktasındaydı. 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. 12 milyar dolarlık doğalgaz alıyoruz, 4 milyon turist Türkiye'ye geliyor. Uluslararası ilişkilerde hassas olmamız gerekiyor. Geçmişin acıları üzerine gelecek kurulmaz uluslar arası ilişkilerde. Ülkenizin, milletinizin, bölgenizin çıkarlarına bakarsınız. Barışa, demokrasiye, dayanışmaya bakar öyle hareket edersiniz. Bizimle iyi olanla iyi oluruz, dost olanla dost oluruz. Zaman zaman ayrılık, küslük olabilir ama bunlar tamir edilebilir. İyiyken kötü olanlarla yolumuzu bir nebze olsa da dikkatli olsunlar diye ayırabiliriz. Diplomasinin kuralı budur. Uluslararası ilişkilerin de mantığı budur. Bizler çevre ülkelerin hepsiyle münasebetlerimizi gayet iyi noktaya getirmiş durumdayız. Bulgaristan'la Yunanistan'la hukukumuz, Suriye dışında Irak'la, İran'la münasebetlerimiz iyi noktada, daha da iyi noktaya gidiyor. Rusya, Ukrayna ile münasebetlerimiz ortada. Daha iyi noktaya gideceğiz. Çünkü 2023'ün Türkiye'sini farklı hazırlayacağız. Büyük devlet hatalarıyla değil gelecek vizyonuyla hareket eden devlettir. Gölgesinden korkan değil, cesaretle barışı, kardeşliği tesis eden, dünyayı kucaklayan devlettir. Sanatçısından korkan devlet büyük devlet olamaz. Mazluma sahip çıkmayan, kendi vatandaşından ürken, korkan, çekinen devlet büyük devlet olamaz. Bize 'aman bu reformu yapmayın, şu adımı atmayın, bölünürüz, parçalanırız, dağılırız' diyorlar. Her zaman söylüyorum. Korkaklar zafer anıtı dikemezler. Korkaklar ileri gidemezler, ülkelerini büyütemez, milletlerine itibar kazandıramazlar."


MHP'YE 'MİLLİYETÇİLİK' ELEŞTİRİSİ

Kendilerine seviyesizce iftiralar atan muhalefetin, korkudan Ankara'nın dışına çıkamadığını öne süren Başbakan Erdoğan şunları anlattı: "Ama biz Moğolistan'a gittik. İlk Türk yazıtlarını bulduk. Hani birileri milliyetçiydiler ya. Oralara uğrayabildiler mi? Haritadaki yerini sorun bilmezler. MHP bu. Orhun abidelerini biz ayağa kaldırdık. Şimdi yeni abideler bulduk, onları ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Oralara 42 kilometre yol yaptık. Saraybosna'da, Mehmet Akif'in, Mustafa Kemal'in ata köylerini dünya mirasına kazandırdık. Somali'ye doktorlarıyla ulaşan bir Türkiye var. Gazze'de Kızılay'la Türkiye var. Filipinler'e ilk giden Türkiye var. Müslüman, Hıristiyan ayrımı yok. Nerede insan varsa, mağdur, masum varsa Türkiye oradadır. Çünkü biz kendi inancımızdan bunu böyle aldık. Ecdadınızdan böyle gördük. Ülkemizi imar ederken dünyanın da gönlünü kazanıyoruz. Kanuni Trabzon'dan çıktı, İstanbul'da sultan oldu. Ama gitti Zigetvar'da şehit oldu. Macaristan'a ilk gidişimde Kanuni'nin türbesini bulduk. Yeniden inşa ediyoruz. Kırım Türkleri'nin yanında biz varız. Ahıska, Gökoğuz Türklerinin yanında biz varız."

'UZAYA MEKİK GÖNDERDİLER DE BAŞÖRTÜSÜNÜN UCUNA MI TAKILDI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de yıllarca başörtüsünün yasaklandığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Yıllarca başörtüsünü yasakladılar, Türkiye bölündü mü? Üniversitelerde başörtülüler var, kamuda, mecliste başörtülüler var. Ne oldu? Türkiye bölündü mü, dağıldı mı, parçalandı mı? On yıllar boyunca bu milleti korkuttular. Ne ızdıraplar çektirdiler be. Ne kızlarımızı psikolojik olarak mahvettiler be. Yıkıma uğrattılar. Başörtülü yavrularımıza zulmettiler. Türkiye bölünmedi, büyüdü, daha bir kardeş oldu. Başörtülüsüyle, başı açığıyla kardeş oldu, el ele omuz omuza verdi, aydınlık yarınlara yürüdü. Türkiye susadığı, özlediği, hasretini çektiği özgürlüğe kavuştu. Türkülerden korkacak kadar, dillerden, kimliklerden, kültürlerden kıyafetlerden, kelimelerden, kavramlardan korkacak kadar küçük bir devlet ve millet değiliz. Ah benim Trabzonlu hemşehrilerim. Başörtüsüne gericilik dediler. Bunlar uzaya mekik gönderdiler de, başörtüsünün ucuna mı takıldı? Hızlı tren yaptılar da başörtüsü bu treni raydan mı çıkardı? Marmaray inşa ettiler de başörtüsü tüneli mi tıkadı? Türkülere bölücülük dediler, dillere, kimliklere, kültürlere bölücülük dediler. Sadece milleti aldatmaya gayret ettiler. Ama olmadı. Bunu başaramadılar. Hak er veya geç hakim oldu. Biz iki tane savaş gemisi inşa ettik.
Kendi mühendislerimizle yaptık. Türkiye'yi dünyanın kendi gemisini üreten 10 ülkesinden biri yaptık.Türküler o gemileri bölmedi. Şarkılar, türküler kimlikler bir milletin zenginliğidir. Bu zenginliği daha da artırmaya çalışıyoruz. Uzaya kendi uydularımızı gönderiyoruz hamdolsun. Başörtü kuyruğuna takılmadı. 4+4+4, o da takılmadı. Kuran dersi, siyer dersi, seçmeli ders olarak bütün okullara konuldu. O da takılmadı. Şimdi isteyen anne, baba evladını seçmeli olarak Kur'an dersi aldırtıyor mu? Bundan doğal daha ne olabilir."

'İLK MECLİS ZABITLARINA BAKIN'

Başbakan Erdoğan gençlerden ilk meclis zabıtlarına bakmalarını rica ettiğini de vurgulayarak şöyle konuştu: "Trabzon'da gençlere rica ediyorum, gidin, ilk meclis zabıtlarını okuyun. Gidin ilk TBMM'nin yapısını inceleyin, konuşulanlara bakın. Oradaki vizyona, ruha, öze, oradaki kardeşliğe bakın. Gençler sizlerden rica ediyorum. Gidin Trabzonlu Ali Şükrü Bey'in hayatını okuyun. 10 yıllar boyunca bu millete dayatılan kelimelerin, kavramların yaşam tarzlarının ne kadar yapay, ne kadar anlamsız olduğunu göreceksiniz. Korkuların ne kadar yersiz olduğunu göreceksiniz. İlk meclis kardeş bir meclis. Bir ve beraber oldular. Biz birbirimizi ırkımızdan dolayı sevmiyoruz. Birbirimizle iyi tanışalım diye, Allah bizi farklı kavimler, kabileler şeklinde yarattı. Birbirimizle iyi tanışalım anlaşalım diye, ama üstünlük ancak Hakk'ın bize verdiği emirleri en iyi uygulayan kimse onunla oluyor. Birbirimizi severken de Türk, Kürt Laz, Gürcü, Çerkez, Abaza olduğu için sevmiyoruz. Biz birbirimizi sadece Yaradan'dan ötürü seviyoruz. AK Parti iktidarını Türkiye'nin aleyhine hiçbir işin içerisinde göremezsiniz. Türkiye'ye zarar verecek hiçbir meselede bizi göremezsiniz. Şehitlerimizi incitecek hiçbir adımı biz atmayız, attırmayız."
'BİR YILDIR ANNELER ŞEHİT AÇISI YAŞAMIYOR' 

Trabzon'un annelerinin babalarının nasıl acılar yaşadıklarını bildiklerini belirten Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:" "Ah benim Trabzonlu kardeşim, annem. Sabah kapılar çalınıyordu, yürekler ağızlarda uyanılıyordu. 'Acaba evladım askerden mi döndü?' diyordu. Ama kapıyı açınca karşısında elinde bayrak olan subayımızı görüyordu. Yere yığılıp kalıyordu. O koca yüreği dağlanıyordu. Rabbim hiç kimseye yaşatmasın. Rabbim hiçbir aileyi evlat acısıyla yüzleştirmesin. 1 yıldır anneler bu acıyı artık yaşamıyor. Mehmetlerimiz dağlarda şehit olmuyor, kapılar korkuyla açılmıyor. Kan bağımlısı, kan tiryakisi olanlar bize 'ne verdiniz?' diye soruyorlar. Hiçbir şey vermedik, vermeyiz, vermeyeceğiz. Demokrasi, özgürlük, hak ve hukuk bizim ilkelerimiz. Meşru olanın dışına çıkmayız. Hakkı olana hakkı teslim etmekten başka bir şey yapmayız. Biz birinden alıp diğerine vermeyiz. Kimsenin başını öne eğdirmeyiz. Tek bir meselemiz var. Türkiye normalleşsin, kardeşler kucaklaşsın, kan gözyaşı dursun. Horlama, öteleme, dışlama son bulsun. Yeter ki kardeşlik kazansın, biz kaybetmeye razıyız. Bu gök kubbe altında hepimize yer var. Türkiye sofrasında hepimize yer var. Bu cumhuriyet, bayrak, devlet hepimizin. 76 milyon tek bir milletiz. Beraberiz, kardeşiz, birlikte Türkiye'yiz. 11 yıl boyunca siz destek verdiniz. Arkamızda durdunuz. Dua ettiniz ve bugünlere ulaştık. Bizler sizin başınızı öne eğdirmeyeceğiz. Hayal kırıklığı yaşatmayacağız. Yapacağımız çok işler var. Hiç endişe etmeyin yeter ki siz dua edin. Dedikodulara kulak asmayın, yeter ki bir olalım. Rabbim yolumuzu açık etsin. Birbirimizi makam mevki için değil Allah için sevelim. Hep ölmeyecek miyiz ya; gideceğimiz yer şu kara toprak değil mi? İki metreküp bir mezar. Gelip gömecekler oraya. Hoca efendi musalla taşında başbakan, cumhurbaşkanı, milletvekili, trilyarder niyetine demiyor, er kişi, hatun kişi niyetini diyor. Öylece gömüyorlar. Öyleyse bu kavga, sıkıntılar niye? Şair Baki ne diyor, 'Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer'. Hoş bir seda bırakalım, samimiyetle yola devam edelim."
YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Trabzon gezisi sırasında yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti. Cuma gecesi Rusya'nın St. Petersburg kentinden özel uçak ANA ile Trabzon'a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılamak için hiçbir partili alana alınmadı. Özel uçak ANA'nın havalimanına inişi ve Başbakan'ın konvoyunun şehir merkezindeki oteline gitmesi sırasında bir polis helikopteri sürekli havada kaldı ve ışıldakla tarama yaptı. Öte yandan Başbakan Erdoğan'ın konakladığı otelin önünden geçen ve kentin en işlek caddesi olan Kahramanmaraş Caddesi'nin bir bölümü trafiğe kapatıldı.

ÇÖP KUTULARI SÖKÜLDÜ

Otelin önü de demir bariyerlerle koruma altına alındı. Öte yandan Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nün 15 gündür sürdürdüğü çalışmayla Başbakan'ın geçeceği yolların kenarında bulunan evlerde yaşayan kişilerin GBT taramasından geçirildiği iddia edildi. Miting alanına girişlerde ise sıkı bir arama yapıldı. Bu arada Başbakan Erdoğan'ın şehirde geçeceği güzergahlardaki çöp kutuları da bomba tehdidine karşı söküldü. Miting alanının yanındaki restoran, kafeterya ve dükkanlar da güvenlik nedeniyle miting süresince kapalı tutuldu.

MİTİNG ALANINDAKİ HALILAR DA TURKUAZ OLDU
Başbakanlık girişindeki kırmızı protokol halısının Turkuaz renkli halıyla değiştirilmesinin etkileri Trabzon mitinginde de etkisini gösterdi. Başbakan Erdoğan'ın Atatürk Alanı'nda yaptığı toplu açılış töreninde sahne, sahne önündeki merdivenler ve protokolün oturduğu locanın zemini Turkuaz rengi halıyla kaplandı. Erdoğan'ın yerel seçim sürecindeki mitinglerde de Turkuaz rengi kullanmaya devam edeceği belirtildi.

BAKAN ÇIKARMASI

Başbakan Erdoğan'ın iki günlük Trabzon gezisinde adeta bakan çıkarması yaşandı. Erdoğan'ın Trabzon'daki toplu açılış törenine Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın yanı sıra çok sayıda milletvekili de katıldı.

ELİNİ ÖPTÜRMEDİ

Mitingin sonunda Başbakan Erdoğan, TOKİ konutlarının hak sahiplerine anahtarlarını teslim etti. Bu sırada bir vatandaş Başbakan'ın elini öpmek istedi. Ancak Erdoğan, güçlükle elini öptürmekten kurtulduğu vatandaşa sarıldı. Erdoğan, miting alanından ayrılmadan önce de vatandaşlara satranç takımı dağıttı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN: MISIR MASLAHATGÜZARINA 29 KASIM’A KADAR SÜRE VERDİK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği toplantısından ayrılırken basın mensuplarının, Mısır’ın Türkiye büyükelçisini istenmeyen adam ilen etmesiyle ilgili sorularını yanıtladı.
Erdoğan, "Bu darbe yönetiminin büyükelçimize karşı takınmış olduğu tavrı biz de aynen Ankara’daki Mısır maslahatgüzarına karşı takınıyoruz. Bu bizim takındığımız tavır Mısır halkına karşı değildir. Darbeci yönetime karşıdır. Biz dünyada demokrasi mücadelelerinin yanındayız. Halkların egemenlik haklarına saygı duymayanlara asla saygı duyamayız. Halkların iradesine saygı duyanlara her zaman saygı duyduk, bundan sonra da saygı duymaya devam edeceğiz. Bütün derdimiz demokratik parlamenter sistemlerin dünyada güçlenmesidir. Ve atılan bu adım da onun bir neticesidir. Şu anda maslahatgüzarımıza karşı, büyükelçimize karşı takınılmış olan tavır arkasından da mukabil adımı getirmiştir. Biz de kendilerine müddeti verdik. 29 Kasım’a kadar Türkiye’yi terk etmesini istedik” dedi. Erdoğan bir basın mensubunun, “Büyükelçimize karşı yapılan tavırla ilgili gerekçe var mı?” şeklindeki sorusunu yanıtlarken de şu ifadeleri kullandı: "Benim her zaman bilinen bir tavrım var biliyorsunuz. Bu tavrımı gerekçe olarak sunmuşlar. Bu benim her zaman söylediğim ve bundan sonra da her zaman söyleyeceğim, siyasi hayatım boyunca da, artık bu benim söylemlerimde, kitaplarımda kayıtlara geçmiş olan tavrımdır. Siyasette her zaman dik durmayı seven, ama dikleşmeyi sevmeyen bir insanım. Dolayısıyla kalkıp darbeyle işbaşına gelenlere hiçbir zaman saygı duymayacağım. Mısır halkının sevgisi gerek şahsımın gerek parti tabanımın gerek Türk halkının da gönlünde ve kalbindedir. Bundan da hiç şüpheniz olmasın."

Başbakan Erdoğan, Ankara’da öğretmenlere karşı yapılan müdahaleyle ilgili bir soruya ise, “Ondan haberim yok” şeklinde yanıt verdi.
ONURUNA VERİLEN YEMEKTE KONUŞTU 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Akçaabat ilçesinde Trabzon Valiliği tarafından onuruna verilen yemeğe katıldı. Burada bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, çözüm sürecinin tüm Türkiye'nin olduğu kadar Trabzon'un da gündeminde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Trabzon bize güveniyor, biliyor. Vatandaşlarımızın başlarını öne eğdirmedik, eğdirmeyeceğiz. Her ne yapıyorsak ince ince düşünerek, önünü sonunu hesaplayarak yapıyoruz. Milletimizi rencide edecek hiçbir işin içinde olmadık. Korku ile devlet olunmaz. Tereddüt ile pısırıklıkla büyük devlet olunmaz. Büyük devlet akıllıca ilerler, hesaplı ilerler ama korkmadan ilerler. Küçük meselelere takılıp enerjimizi oralarda heba etmeyeceğiz. Şu kelime kullanılmış, bu kavram kullanılmış, bunlar büyük devlet vizyonu içinde gereksiz yersiz konulardır. Korkular ile dolu bir Türkiye'nin nerelerde olduğuna, korkularını aşmış bir ülkenin nereleri aştığını hep birlikte göreceğiz." 

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un, 'Eğer Türkiye'de 30 yıl boyunca terör olmasaydı Türkiye ekonomisi bugün nerede olurdu?' şeklinde bir çalışma hazırladığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu tabi bir senaryo. Senaryoya göre sonuçlar çok dikkat çekici. 1984-2012 arası Türkiye ekonomisi yıllık sadece 0,25 büyüseydi bugünün rakamları ile 596 milyar dolarlık ek bir büyüme elde edebilirdi. Şu anda milli gelirimiz 786 milyar dolar. Yıllık 0,25 daha büyüseydi 1.4 trilyon dolara ulaşacaktı. Büyümenin dışında ekonomi farklı bir seyir izleyecekti. Faiz daha düşük olacaktı. Savunma sanayi harcamalarımız daha düşük olacak yüzde 50 daha az harcama yapılacak ve 129 milyar dolar tasarruf etmiş olacaktık. 31 milyar dolar daha fazla turizm geliri olacaktı. 14 milyar dolar daha fazla yatırım olacak, şehirlere göç daha az olacağı için şehirlerimizdeki maliyet düşecekti. En önemlisi de psikolojik durumda olumlu gelişmeler olacaktı. En mütevazi oranlar kullanılarak yapılan bu araştırmada, 30 yıl boyunca terör olmasaydı 536 milyar doları Türkiye, kasasında, hazinesinde tutacaktı. İnanın Türkiye ekonomisi bugünden çok daha farklı yerde olacaktı. Son 11 yılda elde ettiğimiz kazanç ortada. 236 milyar dolardan aldığımız ekonomi 786 milyar dolarlık bir hacme sahip hale geldi." 

Başbakan Erdoğan konuşmasının son bölümünde ise, "Türkiye olarak terör meselesini arkada bırakıp geleceğe odaklanmamız gerekiyor. Gençlerin şehit olmadığı, annelerin ağlamadığı bir Türkiye'yi inşa etmek zorundayız. Bunu her ne pahasına olursa olsun hep birlikte el ele vererek gerçekleştireceğiz. Şehitlerimizin emaneti sınırımızdır. Vicdanımızın sesine kulak vereceğiz. Türkiye için ne hayırlısıysa onu yapacağız. İyi niyetle yürüdüğümüz müddetçe, akıbette hayır olacak. İthamlara, yalanlara hiç kimse kulak asmasın. Bizim milletimizden gizlimiz saklımız yoktur. Şehitlerimizin yakınlarına sesleniyorum; şehitlerin kadrini kıymetini evvel Allah bizden daha iyi bilen bir hükümet, iktidar yoktur. Biz sözde şehit mantığı ile hareket edenlerden değil, şehitlerimize ölüler diyenlerden değiliz. 'Onlar diridirler, ölü değildirler' diyenlerdeniz. Ne yapıyorsak milletimizi, vicdanımızı dinleyerek yapıyoruz. Ülkemiz ve milletimizin hayrı için yapıyoruz" diye konuştu.