Başbakan: 10 yıl önce yazabilir miydiniz?

 

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı'nın parti genel merkezinde verdiği  6.  Büyükelçiler İftarı'na katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  yazdıkları dolayısıyla hapiste bulunan gazeteci olmadığını söyledi.
İfade ve eleştiri özgürlüğünün 10 yıl öncesinin çok ilerisinde olduğuna vurgu yapan Erdoğan,  "Şu anda Cumhurbaşkanına, Genelkurmay Başkanına, Meclis Başkanını fütursuzca saldıranlar, hatta  küfür edenler 10 yıl önce Türkiye'de böyle bir köşe yazısı yazabilirler miydi? Yazdıkları anda yerleri ve adresleri belliydi. Hemen malum yerlere gider orada hayatlarını sürdürmeye başlarlardı ama şu anda parmak sayıların geçmez ki onlar da terör örgütüyle bağlantısı olanlar ve ruhsatsız silah taşıyanlardır"dedi.
Erdoğan, Mısır'daki askeri darbeye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Mısır halkı bu zorlu süreci selametle atlatabilmek için yine demokratik kurallar çerçevesinde bir yol haritası belirleyebilecek güçtedir. Anayasa meşruiyet içerisinde kalınarak Mısır halkının iradesine saygı duyulması Mısır'daki demokratik sistemi güçlendirecektir. Demokratik mekanizmaların işlendiği bir ortamda siyasi ve ekonomik sorunlara diyalog yoluyla çözüm bulmak her zaman mümkündür. Mursi'de hata yaptı, yanlış yaptı. Tamam da neye göre hata yaptı. Bunun kararını farklı ülkeler mi verecek? Biz mi vereceğiz, bırakalım bunun kararını Mısır halkı versin" şeklinde konuştu.
TÜRKİYE'DE TWEETLER, FACEBOOK'LAR...
"Türkiye'de bir, iki, üç, dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor. Tweetler, facebooklar..." diyen Erdoğan, "Dünyanın altını üstüne getiriyorlar ama öbür tarafta şu ana kadar Mısır'da 300 kişi ölüyor ve bunların 53 tanesi namaz kılarken, ibadet esnasında kurşunlanarak öldürülüyor ama dünya sessiz. Niye konuşmuyorsunuz? Hadi bunun karşısında da konuşun. Burada konuşmayacaksınız da nerede konuşacaksınız. Bu insanlar ibadetini yaparken kurşunlanarak öldürülüyor, işte bizim feryadımız bu haksızlığa ve milletin iradesine saygı duymayanlara karşıdır bu feryadımız. Bu doğrultuda halkın tercihinin tam anlamıyla tecelli edeceği özgür ve adil seçimlerin bir an önce gerçekleştirilmesi hepimizin beklentisidir" ifadelerini kullandı.
"100 BİN İNSANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ SURİYE'YE KARŞI HALA CİDDİ BİR SES YÜKSELMİYOR"
Suriye'de şu ana kadar 100 bin insan öldüğünü belirten Erdoğan, "Hala öldürmeye devam ediyor bu rejim. Şimdi ben bu rejime diktatör, katil demeyecek miyim? Ben de insanım onlar da insan. Biz insanların tümünü yaradandan ötürü seviyoruz. Türk olduğu için falan değil. Yaradandan ötürü seviyoruz. Orada müslüman veya müslüman olmayan diye bir ayrım yapılamaz. Siz bu insanlara karşı her zaman şefkat elinizi uzatmak zorundasınız. 100 bin insanın öldürüldüğü Suriye'ye karşı hala ciddi bir ses yükselmiyor. Bizim şu anda ülkemizde sadece 200 bin kamplarda besledimiz insan var, bir o kadar evlerde barındırdığımız insanlar var. Bir taraftan da sınırlarda iç savaş ve bu iç savaş neticesinde bizim ülkemizde şehit olan insanlar var. Kardeş bildiğimiz suriye halkının bir an evvel bu rejimden kurtularak demokratik bir Suriye'yi tesis etmek için de uluslararası toplumla birlikte hak ve hukukun izin verdiği her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Rusya, Çin ve İran'a seslenen Erdoğan, "Artık buradaki uzlaşmacı sürece destek vermeniz gerekir diyorum. Bu işi çözmede büyük bir sorumluklarının olduğunu ifade ediyorum. Aksik takdirde ölen 100 bin insanın ve şu anda ülkelerinden ayrı yaşayan milyonlarca insanın inanıyorum ki tarih boyunca affı olmayacaktır. Bizim için zalimin dini, mezhebi veya etnik kökeni önemli değildir. Biz yapılan zülme bakarız" dedi. Gelinen kritik aşamada bölgeyi bir mezhep çatışmasına götürmenin ve dini duyguları dar çıkarları istismar etmek isteyenlerin de olduğunu çok iyi bildiklerini söyleyen Erdoğan, yeniden iç savaşın en karanlık yıllarını hatırlatan bir şiddet sarmalına doğru sürüklenmekte olan Irak'ta yaşananların da ayrıca bir örnek olduğunu ifade etti. Erdoğan, Irak'taki her türlü gelişmenin olumlu olumsuz tüm etkilerini doğrudan hisseden türkiye'ni bu yönde ilgili tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunacağını ve hiçbir konuda desteğini esirgemeyeceğini dile getirdi.
"Yasalarımızdaki darbe ürünü maddeleri ayıkladık. En son askeri darbelere gerekçe olarak gösterilen 35. maddeyi değiştirerek Türkiye'de çok önemli bir adımı atmış olduk" diyen Erdoğan, "Kimse bunun değerlendirmesini yapıyor mu? İşlerine gelmez. Bunlar dururken hep söylenen şuydu 'hadi kaldırsanıza'. Şimdi ne oldu? Üzerinde kimse durmuyor. İfade özgürlüğünün önünü actık. Şu anda Cumhurbaşkanına, Genelkurmay Başkanına, Meclis Başkanını fütursuzca saldıranlar küfür edenler 10 yıl önce Türkiye'de böyle bir köşe yazısı yazabilirler miydi? Yazdıkları anda yerleri ve adresleri belliydi. Hemen malum yerlere gider orada hayatlarını sürdürmeye başlarlardı ama şu anda parmak sayıların geçmez ki onlar da terör örgütüyle bağlantısı olanlar ve ruhsatsız silah taşıyanlardır" ifadelerini kullandı.
Tüm azınlık vakıflarının gayrimenkullerini kendilerine iade etme sürecini AK Parti Hükümetlerinin başlattığını belirten Erdoğan, "Geçen yıl Ramazan'da İstanbul'da azınlıkların bize vermiş olduğu iftarda bunu açıklamıştım, ondan sonra uygulamaya geçtik. Şu ana kadar 2,5 milyar doları bulan gayrimenkul iadesi yaptık" dedi.
Türkiye'nin reformlarının kritik noktlara ulaştığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Yapılması gereken reformlar zor reformlardır. 1960 darbesinin Türkiye'ye en büyük bedeli antidemokratik bir anayasadır. 53 yıl içinde anayasa önemli değişikliklere de uğrasa özündeki o darbeci anlayıştan hala kurtulamamıştır. Biz, yeni bir anayasanın Türkiye'nin en büyük ihtiyacı olduğunu ifade ettik. 2011 seçimlerinin ardından yeni, katılımcı ve demokratik bir anayasanın yapılması için çalışmalara başladık. Biz de komisyonlar oluşturulurken herkesin parlamentodaki gücü neyse onunla orantılı olarak komisyonlar oluşturulur. Fakat, biz Uzlaşma Komisyonu'nda dedik ki illa öyle bir komisyon oluşturma tarzına gitmeyelim. Önemli olan, üzümü yiyelim bağcıyla işimiz yok dedik. 'Parlamentoda grubu olan partilerin milletvekili sayısı önemli değil' dedik" değerlendirmesinde bulundu.
DEDİK Kİ, 'SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİDER'
Konuşmasını sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Farklı ülkeler Mısır'daki bu gelişmelerle ilgili yorumlar yaparken onlara söz yok. İşlerine gelmeyen açıklamalar yapıldığı zaman Türkiye bizim içişlerimize niye karışıyor gibi beyanlarda bulunmak. İçişlerinize karıştık da biz ne yaptık? Sadece demokrasi açısından, halkın iradesine saygı açısından birileri halkın iradesine saygı duymazken, biz duyduğumuz saygıyı dile getirdik. Dedik ki; seçimle gelen, seçimle gitmeli, askeri darbe ile gitmemelidir" dedi. 
Başbakan Erdoğan Anayasa çalışmaları ile ilgili olarak da "Biz Anayasa konusunda milletimize söz verdik. Bu sözümüzün arkasında duracağız. Süreci bitirecek olan Meclis Başkanı'mızdır. Baktı ki yürümüyor, o kararı verecek olan kendisidir" diye konuştu.
"SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİTMELİ" 
Türkiye'nin Mısır'ın içişlerine karışmak gibi bir gayesinin olmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Farklı ülkeler Mısır'daki bu gelişmelerle ilgili yorumlar yaparken onlara söz yok. İşlerine gelmeyen açıklamalar yapıldığı zaman Türkiye bizim içişlerimize niye karışıyor gibi beyanlarda bulunmak. İçişlerinize karıştık da biz ne yaptık? Sadece demokrasi açısından, halkın iradesine saygı açısından birileri halkın iradesine saygı duymazken, biz duyduğumuz saygıyı dile getirdik. Dedik ki; seçimle gelen, seçimle gitmeli, askeri darbe ile gitmemelidir" dedi.

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı'nın parti genel merkezinde verdiği  6.  Büyükelçiler İftarı'nda yaptığı konuşmada,  yazdıkları dolayısıyla hapiste bulunan gazeteci olmadığını söyledi.

İfade ve eleştiri özgürlüğünün 10 yıl öncesinin çok ilerisinde olduğuna vurgu yapan Erdoğan,  "Şu anda Cumhurbaşkanına, Genelkurmay Başkanına, Meclis Başkanını fütursuzca saldıranlar, hatta  küfür edenler 10 yıl önce Türkiye'de böyle bir köşe yazısı yazabilirler miydi? Yazdıkları anda yerleri ve adresleri belliydi. Hemen malum yerlere gider orada hayatlarını sürdürmeye başlarlardı ama şu anda parmak sayıların geçmez ki onlar da terör örgütüyle bağlantısı olanlar ve ruhsatsız silah taşıyanlardır"dedi.Erdoğan, Mısır'daki askeri darbeye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Mısır halkı bu zorlu süreci selametle atlatabilmek için yine demokratik kurallar çerçevesinde bir yol haritası belirleyebilecek güçtedir. Anayasa meşruiyet içerisinde kalınarak Mısır halkının iradesine saygı duyulması Mısır'daki demokratik sistemi güçlendirecektir. Demokratik mekanizmaların işlendiği bir ortamda siyasi ve ekonomik sorunlara diyalog yoluyla çözüm bulmak her zaman mümkündür. Mursi'de hata yaptı, yanlış yaptı. Tamam da neye göre hata yaptı. Bunun kararını farklı ülkeler mi verecek? Biz mi vereceğiz, bırakalım bunun kararını Mısır halkı versin" şeklinde konuştu.

TÜRKİYE'DE TWEETLER, FACEBOOK'LAR..

"Türkiye'de bir, iki, üç, dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor. Tweetler, facebooklar..." diyen Erdoğan, "Dünyanın altını üstüne getiriyorlar ama öbür tarafta şu ana kadar Mısır'da 300 kişi ölüyor ve bunların 53 tanesi namaz kılarken, ibadet esnasında kurşunlanarak öldürülüyor ama dünya sessiz. Niye konuşmuyorsunuz? Hadi bunun karşısında da konuşun. Burada konuşmayacaksınız da nerede konuşacaksınız. Bu insanlar ibadetini yaparken kurşunlanarak öldürülüyor, işte bizim feryadımız bu haksızlığa ve milletin iradesine saygı duymayanlara karşıdır bu feryadımız. Bu doğrultuda halkın tercihinin tam anlamıyla tecelli edeceği özgür ve adil seçimlerin bir an önce gerçekleştirilmesi hepimizin beklentisidir" ifadelerini kullandı."

100 BİN İNSANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ SURİYE'YE KARŞI HALA CİDDİ BİR SES YÜKSELMİYOR"

Suriye'de şu ana kadar 100 bin insan öldüğünü belirten Erdoğan, "Hala öldürmeye devam ediyor bu rejim. Şimdi ben bu rejime diktatör, katil demeyecek miyim? Ben de insanım onlar da insan. Biz insanların tümünü yaradandan ötürü seviyoruz. Türk olduğu için falan değil. Yaradandan ötürü seviyoruz. Orada müslüman veya müslüman olmayan diye bir ayrım yapılamaz. Siz bu insanlara karşı her zaman şefkat elinizi uzatmak zorundasınız. 100 bin insanın öldürüldüğü Suriye'ye karşı hala ciddi bir ses yükselmiyor. Bizim şu anda ülkemizde sadece 200 bin kamplarda besledimiz insan var, bir o kadar evlerde barındırdığımız insanlar var. Bir taraftan da sınırlarda iç savaş ve bu iç savaş neticesinde bizim ülkemizde şehit olan insanlar var. Kardeş bildiğimiz suriye halkının bir an evvel bu rejimden kurtularak demokratik bir Suriye'yi tesis etmek için de uluslararası toplumla birlikte hak ve hukukun izin verdiği her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.Rusya, Çin ve İran'a seslenen Erdoğan, "Artık buradaki uzlaşmacı sürece destek vermeniz gerekir diyorum. Bu işi çözmede büyük bir sorumluklarının olduğunu ifade ediyorum. Aksik takdirde ölen 100 bin insanın ve şu anda ülkelerinden ayrı yaşayan milyonlarca insanın inanıyorum ki tarih boyunca affı olmayacaktır. Bizim için zalimin dini, mezhebi veya etnik kökeni önemli değildir. Biz yapılan zülme bakarız" dedi. Gelinen kritik aşamada bölgeyi bir mezhep çatışmasına götürmenin ve dini duyguları dar çıkarları istismar etmek isteyenlerin de olduğunu çok iyi bildiklerini söyleyen Erdoğan, yeniden iç savaşın en karanlık yıllarını hatırlatan bir şiddet sarmalına doğru sürüklenmekte olan Irak'ta yaşananların da ayrıca bir örnek olduğunu ifade etti. Erdoğan, Irak'taki her türlü gelişmenin olumlu olumsuz tüm etkilerini doğrudan hisseden türkiye'ni bu yönde ilgili tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunacağını ve hiçbir konuda desteğini esirgemeyeceğini dile getirdi."Yasalarımızdaki darbe ürünü maddeleri ayıkladık. En son askeri darbelere gerekçe olarak gösterilen 35. maddeyi değiştirerek Türkiye'de çok önemli bir adımı atmış olduk" diyen Erdoğan, "Kimse bunun değerlendirmesini yapıyor mu? İşlerine gelmez. Bunlar dururken hep söylenen şuydu 'hadi kaldırsanıza'. Şimdi ne oldu? Üzerinde kimse durmuyor. İfade özgürlüğünün önünü actık. Şu anda Cumhurbaşkanına, Genelkurmay Başkanına, Meclis Başkanını fütursuzca saldıranlar küfür edenler 10 yıl önce Türkiye'de böyle bir köşe yazısı yazabilirler miydi? Yazdıkları anda yerleri ve adresleri belliydi. Hemen malum yerlere gider orada hayatlarını sürdürmeye başlarlardı ama şu anda parmak sayıların geçmez ki onlar da terör örgütüyle bağlantısı olanlar ve ruhsatsız silah taşıyanlardır" ifadelerini kullandı.Tüm azınlık vakıflarının gayrimenkullerini kendilerine iade etme sürecini AK Parti Hükümetlerinin başlattığını belirten Erdoğan, "Geçen yıl Ramazan'da İstanbul'da azınlıkların bize vermiş olduğu iftarda bunu açıklamıştım, ondan sonra uygulamaya geçtik. Şu ana kadar 2,5 milyar doları bulan gayrimenkul iadesi yaptık" dedi.Türkiye'nin reformlarının kritik noktlara ulaştığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Yapılması gereken reformlar zor reformlardır. 1960 darbesinin Türkiye'ye en büyük bedeli antidemokratik bir anayasadır. 53 yıl içinde anayasa önemli değişikliklere de uğrasa özündeki o darbeci anlayıştan hala kurtulamamıştır. Biz, yeni bir anayasanın Türkiye'nin en büyük ihtiyacı olduğunu ifade ettik. 2011 seçimlerinin ardından yeni, katılımcı ve demokratik bir anayasanın yapılması için çalışmalara başladık. Biz de komisyonlar oluşturulurken herkesin parlamentodaki gücü neyse onunla orantılı olarak komisyonlar oluşturulur. Fakat, biz Uzlaşma Komisyonu'nda dedik ki illa öyle bir komisyon oluşturma tarzına gitmeyelim. Önemli olan, üzümü yiyelim bağcıyla işimiz yok dedik. 'Parlamentoda grubu olan partilerin milletvekili sayısı önemli değil' dedik" değerlendirmesinde bulundu.

DEDİK Kİ, 'SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİDER'

Tayyip Erdoğan, "Farklı ülkeler Mısır'daki bu gelişmelerle ilgili yorumlar yaparken onlara söz yok. İşlerine gelmeyen açıklamalar yapıldığı zaman Türkiye bizim içişlerimize niye karışıyor gibi beyanlarda bulunmak. İçişlerinize karıştık da biz ne yaptık? Sadece demokrasi açısından, halkın iradesine saygı açısından birileri halkın iradesine saygı duymazken, biz duyduğumuz saygıyı dile getirdik. Dedik ki; seçimle gelen, seçimle gitmeli, askeri darbe ile gitmemelidir" dedi. Başbakan Erdoğan Anayasa çalışmaları ile ilgili olarak da "Biz Anayasa konusunda milletimize söz verdik. Bu sözümüzün arkasında duracağız. Süreci bitirecek olan Meclis Başkanı'mızdır. Baktı ki yürümüyor, o kararı verecek olan kendisidir" diye konuştu.

"SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİTMELİ" 
Türkiye'nin Mısır'ın içişlerine karışmak gibi bir gayesinin olmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Farklı ülkeler Mısır'daki bu gelişmelerle ilgili yorumlar yaparken onlara söz yok. İşlerine gelmeyen açıklamalar yapıldığı zaman Türkiye bizim içişlerimize niye karışıyor gibi beyanlarda bulunmak. İçişlerinize karıştık da biz ne yaptık? Sadece demokrasi açısından, halkın iradesine saygı açısından birileri halkın iradesine saygı duymazken, biz duyduğumuz saygıyı dile getirdik. Dedik ki; seçimle gelen, seçimle gitmeli, askeri darbe ile gitmemelidir" dedi.