Genç kadının 'pavyona gitmek istemiyorum' çığlığı

İzmir'de yaşamını sokaklarda sürdüren 20 yaşındaki M.A,çocukluğundan bu yana çektiği sıkıntıların artık bitmesini istiyor. 

Yetiştirme yurdunda büyüyen çocukların ya hırsız olduklarını ya da pavyonda çalışmak zorunda kaldığını söyleyen genç kadın, “Ben onlardan olmak istemiyorum. Koruma kararı kaldırıldığı için devlet memuru olma hakkım elimden alındı. Yardım istiyorum” dedi. 

İzmir’in Bayraklı ilçesinde yaşayan M.A’nın sıkıntıları 3 yaşında başladı. Dini nikahla yaşayan babası C.A. ve annesi M.A.’nın iki çocuğundan biri olan M.A.’nın hayatı, 1996 yılında 38 yaşındaki dayısı F.A.’nın 29 yaşındaki babası C.A.’yı 38 yerinden bıçakla öldürmesinin ardından değişti. Annesinin de evi terk etmesiyle ortada kalan M.A., anneannesi Aysel A'nın yanına yerleşti. Babasını öldürdükten sonra cezaevine giren ve 3 yıl sonra cezaevinden çıkan dayı F.A.’nın şiddet uyguladığı M.A da Karşıyaka Polis Merkezi’ne sığındı.

YETİŞTİRME YURDUNDA MADDE BAĞIMLISI OLDU


Yaşadıklarını anlatan M.A., mahkeme kararıyla Yeşilyurt’ta bulunan yetiştirme yurdunun ara istasyonuna yerleştirildi. Ara istasyonda sorunlu çocukların bulunduğunu söyleyen M.A., şöyle konuştu: “12 yaşıma kadar ara istasyonda kaldım. Burada diğer çocukların etkisiyle madde bağımlısı oldum. Burada bunalıma girdim ve bileklerimi keserek intihar girişiminde bulundum. Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürüldüm. İki ay orada kaldıktan sonra tekrar anneanneme teslim edildim ve koruma kararım kaldırıldı. Ancak uyuşturucudan kurtulamamıştım, şiddet devam ediyordu ve evden kaçıp sokaklarda kalmaya başladım.”

TRAFİK KAZASI GEÇİRDİ, ÖLÜMDEN DÖNDÜ


Sokaklarda kalırken tanıştığı bir kız arkadaşının Narlıdere’deki evine gitmek için arkadaşı Taner Y ile birlikte motosikletle yola çıkan M.A.'ya Narlıdere’de kamyon çarptı. Motosikleti kullanan arkadaşı Taner Y ölürken, M.A. ağır yaralı olarak 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada tek başına tedavi gören M.A., 6 ay tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Hastaneden taburcu olduktan sonra tekrar yuvaya dönmek isteyen M.A.’nın talebi kabul edilmedi. 14 yaşında hâla sokaklarda olduğunu söyleyen M.A.,sözlerini şöyle sürdürdü: “Koruma kararım kaldırıldığı için yuvaya kabul edilmedim. Bu arada tanıştığım M.A. ile 14 yaşımda evlendim. Yaşımdan dolayı resmi nikah yapamadık. Hamile kaldım ancak bu kez ‘küçük yaşta kızı alıkoymak’ suçundan eşim cezaevine girdi. Savcılığa ‘o olmasaydı kötü yola düşerdim’ diyerek durumumu anlatan bir dilekçe yazdım, kemik testi yapıldı ve iki ay sonra eşim serbest kaldı.”

KOCA DAYAĞINDAN KAÇTI
Eşi cezaevinden çıkan M.A., bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Çocuk doğduktan sonra eşinin alkol almaya ve kendisini aldatmaya başlaması üzerine evde huzur kalmadığını söyleyen M.A., sözlerine şöyle devam etti: “Eşimin aldattığını öğrenince sorun yaşamaya başladık. Bu kez dövmeye başladı. Şiddetli kavgalar yapıyorduk ve bir gün kendimi bıçaklayarak intihar etmeyi denedim ancak başarılı olamadım. İş bulup çalışmaya başladım ve evi ayırdım ancak bir süre sonra pişman olduğunu söylediği için tekrar eve döndüm. Birkaç ay sonra aynı şeyler yine başladı. Eşim bana ve çocuğa şiddet uygulamaya başladı”.

KORUMA KARARI KALDIRILDIĞI İÇİN MEMUR OLAMADI
İkinci kez aynı şeyleri yaşadığı için evi terk eden M.A., Sosyal Hizmetler İzmir İl Müdürlüğü’ne başvurduğunu belirterek şöyle konuştu: “Yetiştirme yurdunda büyüyen çocuklara tanınan memur olma hakkından 13 yaşımda koruma kararım kaldırıldığı için yararlanamadım. Ancak oradakilerin yol göstermesiyle ‘Engelli Çocuk Bakım Sertifikası’ almak için kursa gittim ve belgeyi aldım. Bornova'da bulunan kadın sığınma evinde kalmaya başladım ve bir yıl sonra işe başladım. Yalnız kalan çocuğum hasta olunca işe gidemediğim için ayrılmak zorunda kaldım.”
Yuvada büyüyen çocuklardan şanslı olanların memur olup hayatlarını kurtarmayı başardıklarını söyleyen M.A., sözlerini şöyle tamamladı:

“Benim gibi koruma kararı erken kaldırılanlar ya hırsız oluyor ya da pavyonlarda çalışıp fuhuşa sürükleniyor. Ben o ortamlara düşmek istemiyorum. Çocuğuma karşı verecek hesabım var. Oğlumu bir süreliğine babaannesine bıraktım ve iş bulurum ümidiyle Aliağa’ya geldim. Çaldığım kapılardan bir sonuç alamadım. Sokaklarda kalıyorum, çay bahçelerinde sabahlıyorum ama kimsenin malına göz dikmedim, namusuma söz getirmedim. Erken yaşta koruma kararım kaldırıldığı için Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdum. İstediğim tek şey devletin bana ve oğluma sahip çıkmasıdır. Dayanacak gücüm kalmadı.” 

Beşir Kelleci