19 Eylül 2020, Cumartesi Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

EMANET MEKTUPLAR

Kendisini, memuriyete yeni başladığımız yıllardan tanıyordum.

Göreve başladığımız Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünde Genel Sekreterlik görevini yürütüyordu.

Bürokrasinin talihsiz, sevimsiz yüzü, maalesef birçok bürokratın üzerine ciddi boyutta kalın bir perde sermekte ve gerçek yüzlerini gizlemektedir.

Edebiyat, resim, müzik gibi sanat alanları; insan ruhuna hitap ederek onları bulundukları dünyalarından alıp kendi içine çektiğinden, birçok insanın aslında toplumda göründüğünün çok dışında bir tarafları olduğunu, ancak bu sanatlarla olan ilişkileri dolayısıyla fark edebiliyorduk.

Gerçi Hasan Ali Türkarslan; gerek bürokrasideki görevleri sırasında, gerekse siyasete atıldığı yıllarda görevlerini yerine getirirken ki hassasiyeti, iş tutuşu, adalet anlayışı ve insana olan saygısıyla, içinde sanata dair çok deruni bir yanı olduğunu, kendisini yakinen bilenlerin dikkatinden esirgemiyordu.

İşte, emeklilik hayatı onun bu yönünün gözler önüne daha net çıkması açısından epey yararlı olmuşa benziyor.

2018’den beri iki kitabı ile sevenleriyle tekrar buluşmuş, adeta ‘buradayım’ demişti. Şimdi de ilk romanını sevenlerinin ve edebiyat çevrelerinin beğenisine sunuyor.

İlk iki kitabı; Kur’anı Gördüm ve Duydum ki o Bir Hayat Kitabıdır ile İmanı Bozan Şeyler, ömrünü adadığı, ecdadının âleme nizam verme ideallerinin temeli olan kitabımız Kuran’ın, günümüze uygun pratikleriydi adeta.

“Anlamaya çalışırken, anladığımı, anladığım kadarıyla, bir yazılı metin haline getirdim. Özellikle(zaten bu konuları çok iyi bilenler için değil) kendim gibi anlamaya çalışanlar için” diyordu bu kitapları için.

Emanet Mektupları ise, bu iki kitabında pratiğe dökmeye çalıştığı hayatın içine sokuyordu bizi.

Daha ilk cümlesinden itibaren o sıcacık hayatın içine doğru öğretmen Yusuf Şehitoğlu ile yol alıyorsunuz.

Yalın cümleler, duru bir Türkçe eşliğinde.

Üçüncü görev yeri olan İzmir Karataş Lisesi’ne atana edebiyat öğretmeni Yusuf Şehitoğlu’nun gözünden İzmir’in o yıllarına gidip, o dönemlerin sıcacık ilişkilerini yaşamanın yanında henüz altıncı sayfadan başlayarak da Yusuf’ un geçmişine uzanıyorsunuz.

Yıllar sonra, kaderin bir imtihan gibi karşısına çıkardığı ve o güne dek hep içinde, satır satır, mısra mısra mısra yaşattığı tertemiz aşkının onu nerelere sürükleyeceğini heyecanla takip ediyorsunuz.

20. Yüzyıl Türk Edebiyatında aslında karşımıza çokça çıkan bir konuyu yazarın, bütün ezberleri bozarcasına bir biçimde, cesaretle ele alış şekli gerçekten takdire şayan.

Yusuf, diğer yazarların kahramanları gibi İstanbul’un o dönemlerinde yetişen kimlik bunalımlı veya batının normlarına bürünerek kendini tarife çalışan, yeni dönemin modeli olmasına çalışılan bir insan tipi değil.

Yine, Halid Refiğ’in İki Yabancı filmindeki senaryosundaki yedek öğretmen Orhan gibi kafası karışık bir öğretmen de değil.

Aksine tam bir dava insanı. Ama bunu deyince de çoğunuzun zihninde mankurtlaşmış, elde yalın kılıç fütuhata çıkmış tipler de gelmesin aklınıza. O, bunun da aksine inandığı değerleri ete kemiğe büründürerek, gönüllerin fethine çıkmış bir zamane dervişi adeta. Yetiştiği ve kendini ait de hissettiği, o dönemlerde maalesef hep unutulan, geri bırakılan Anadolu’nun ve Anadolu değerlerinin bir çocuğu.

Rehberi ise batıdan bize dikte ettirilmeye çalışılan değerler değil; her zaman yanı başımızda duran ama kabından çıkarılmayan; ayetlerinin hayata geçirilmesine müsaade edilmeyen veya tacirlerinin elinden alınıp da bir türlü esas sahibine teslim edilmemiş, aslında o da sahibini arayan bir kitap.

İktidarın, gençlik meselesine yoğunlaşıp, ‘inançlı gençlik” hedefini ortaya attığı zamanlarda bu kadar şaşalı, iddialı, yaldızlı bir hedefin çok çabuk sabote edilebileceğini, bunun yerine eğer samimilerse hedefin; böyle gösterişli cümlelerle ve sabote edilmeye müsait adımlarla değil, daha gösterişsiz adımlarla aşılması gerektiğini düşünmüştüm.

Mesela; günün her saatinde tekrarları bile birçok kanalda defalarca gösterilen, ’80 ler’, ‘Çocuklar Duymasın’ gibi dizilerin yapımcısı olan örneğin bir Birol Güven’e bir teklif götürülerek yeni bir dizi yaptırılabileceği, karakterlerden birine de, ete kemiğe bürünmüş pratikleriyle, iddiasız, gösterişsiz, itici olmayan bir Anadolulu/müslüman tipinin yerleştirilebileceğini düşünmüştüm.

Büyük büyük hedefler koymanın, hedeflenen kitleler üzerinde dahi artık bir etkisinin olmamakla beraber, bu projelerde yer alanları da çok çabuk tükettiğini gördük.

Şimdi büyük hedefler yerine küçük de olsa adımlar atma zamanı ve bir ak saçlı; yıllarını bu cemiyet içerisinde hep yolları adımlar gördüğümüz bir usta yine yol gösterircesine yolda.

Görmek, fark edebilmek, anlayabilmek önemli!

Anladığınız ölçüde dokunabiliyor, kayıtsız kalamıyorsunuz zaten.

Ben gördüm ve hisseme düşeni de almış hissediyorum Emanet Mektuplardan.

Umarım geç kalmaz, Yusuf Şehitoğlu’nu yalnız bırakmazsınız hayatın içinde.

Yüreğine sağlık usta!

Allah gayretinizi arttırsın efendim.

Erdal ÇİL

cerdal48@gmail.com

06.05.2020

06 Mayıs 2020 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
ARAYA CAMLAR GİRDİ
TRİBÜNE OYNAMAK
YİNE AYLARDAN AĞUSTOS
PINAR'LARIMIZ KURURKEN
PATLAYAN FİŞEKLER, SİLAHLAR VE EKSOZLAR.
İYİLİĞİN BULAŞICI GÜCÜ
TAMAM MI?
BU BAYRAM
NASIL KURULURSANIZ ÖYLE DURULURSUNUZ
EMANET MEKTUPLAR
3 MAYIS'TAN 1 MAYIS'LARA
KORONACI
ZAMANE SOKAKLARI
KAMUDA ESNEK ÇALIŞMA VE UYGULAMA BİRLİĞİ
SOSYALMEDYA İMAMLARI
OLMAZ OLSUN BÖYLE HEKİMLİK
ATEŞKES BAHARI
VATAN ONLARA YAR OLSUN
YUNUS'TAN HEYBEME DÜŞENLER
YOLDAKİ ÇUKURLAR
 

WEB TV Tüm videolar
O belde (Ahmet Haşim)
 
Elena Ledda - Pesa
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir