23 Kasım 2017, Perşembe Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 

Kürtler nasıl yaşamak istediklerini ilan edecek



BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan gündem yaratacak açıklamalar. Demirtaş ön hazırlık toplantısına katıldığı Kürt Ulusal Konferansı'yla ilgili "Bir defa Kürtlerin hangi ülkede, hangi sıfatla nasıl yaşamak istediği bu kongre aracılığıyla bir kez daha bütün dünyaya ilan edilecek. Dört parçadaki Kürtlerin bu siyasi birlikteliği bu ülkelerdeki Kürt sorununun çözümünü kolaylaştırır" dedi.

Kuzey Irak'ta Kürt Ulusal Konferansı'nın ön hazırlık toplantısına katılan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır'da gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erbil'de yapılacak Kürt Ulusal Konferası hazırlık komitesi toplantısının son derece başarılı geçtiğini belirten Demirtaş, "Komite yarın ilk toplantısını yapacak. Bir ay içindede bir aksilik olmazsa kongre yapılacak" dedi.

"KÜRTLER TARİHLERİNDE İLK KEZ SİYASİ BİRLİK OLUŞTURUYOR"


Kürtlerin tarihlerinde hiç bir zaman siyasi bir birlik kuramadıklarını kaydeden Demirtaş, "Bazı imparatorlukların bünyesinde özerk, otonom yaşamışlar. Şu anda Ortadoğu'da 40 milyonluk nüfusa sahip Kürt toplumu siyasi bir birlik etrafında bir araya gelememişler. Bu Kürtler açısından da, Kürtlerin ilişkide olduğu devletlere de büyük acılar yaşatmış. Kürtlerin bu siyasi birliğini sağlaması hem 4 parçada, hem de 4 ülkede Kürt sorunun çözümünü kolaylaştırır, hem Kürtler arası olası çatışmaları ortadan kaldırır, hem de bölge devletlerinde demokratikleşmenin önünü açar ve Ortadoğu'da kalıcı barışın gerçekleşmesi açısından önemli rol oynayabilir" dedi.

"KÜRTLERİN HANGİ SIFAT VE STATÜDE YAŞAYACAĞI İLAN EDİLECEK"

Kürt Ulusal Konferasının "Rojava-Batı" diye tarif ettikleri Suriye Kürdistanı'na da olumlu etkisinin olacağını kaydeden Demirtaş şunları söyledi: "Diğer parçalara da etkisi olur. Bir defa Kürtlerin hangi ülkede, hangi sıfatla nasıl yaşamak istediği bu kongre aracılığıyla bir kez daha bütün dünyaya ilan edilecek. Özellikle Rojava Kürdistanı'nda Suriye'deki tıkanıklığın aşılması ve çözüm bulunması için kongrede kararlar çıkabilir. Suriye şimdi bir bataklık içinde. Bu bataklıktan çıkışın formüllerini bütün dünya arıyor. Kalıcı bir formül bulamıyor. Kürtler orada kilit durumda. Suriye'deki tıkanıklığı aşacak güçte Kürtlerin oradaki pozisyonudur. Orada çatışan bütün taraflar şiddeti durdurarak diyologla çözüm bulmak için Kürtler bir baskı kurabilir."

"TÜRKİYE YANGINA BENZİN DÖKMEMELİ"

El Kaide'ye bağlı El Nusra ve benzeri grupların Kürtlere yönelik saldırısıyla ilgili bir grup partili milletvekilinin Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu ziyaret ettiğini belirten Demirtaş, şöyle dedi: "Arkadaşlarımız partimizin görüşünü Sayın Davutoğlu ile paylaştı. Suriye'de çözüm arayalım derken, oradaki yangına benzin dökecek bir tutum içinde asla olmamalıdır. Oradaki herhangi bir grubu desteklemek Türkiye açısından son derece yanlış olur. Türkiye'nin şöyle bir lüksü yoktur. Sadece Kürtleri veya Arapları veya Türkmenleri destekleyelim ayrımı içinde olamaz. Türkiye tamamının haklarını savunmak zorundadır. Şu andaki pratik politaka böyle mi, hayır? Türkiye orada Kürtlerin haklarını ve Kürtlerin gelecekteki özgürlüklerini hiç bir zaman savunmadı. Bırakın savunmayı Kürtlere karşı hangi grupları kullanabilirim diye bir arayış içinde de olundu.

Zaman zaman ÖSO'ya bağlı çeteler desteklendi, şimdi El Nusra'yla bağlı grupların Türkiye sınırını rahatlıkla kullanması, lojistik sağlanması Ceylanpınar'daki hastanelerde tedavi edilmesi gibi destekler sundu Türkiye. Sayın Davutoğlu tabi bunların doğru olmadığını ve destek olmadıklarını ifade ediyor. Ancak dikkatli olmak gerekiyor. Türkiye orada El Nusra ve benzeri grupları destekleyip oraya yerleşmesinin önünü açarsa bu Türkiye açısından önümüzdeki dönemde cok ciddi riskler doğurur."

"TÜRKİYE'NİN, KÜRTLERİ, ALEVİLERİ GÖZDEN ÇIKARMASI NÜFUSUNUN YARISINI ETKİLER"

Demirtaş, Türkiye'nin Suriye'de yaşayan halkları komşusu olarak kabul edeceğine dışardan o bölgelere doldurulan paramiliter güçlerle komşuluğu tercih etmesinin büyük bir yanlış olacağını belirterek, "Şu anda orda yaşayan halklar Türkiye'nin sınır komşusudur. Onları komşu olarak kabul etmek yerine dışardan paramiliter güçlerle orayı doldurup komşumuz bunlar olacak derlerse bu defacto durumu hiç kimse kabul etmez. Rojava'daki (Suriye Kürt Bölgesi) Kürtler uzaydan gelmediler. Türkiye'nin oradaki Kürtlere ilişkin yaklaşımı bütün Kürtlerin hassasiyetidir. Türkiye unutmamalıdır, Suriye'de Alevi vardır Türkiye'de de vardır. Suriye'de Kürt vardır, Türkiye'de de vardır. Suriye'deki Aleviler, Kürtler asla yanlız değildir. Türkiye onları gözden çıkarmak istiyorsa kendi nüfusunun da yarısını gözden çıkarmış anlamına gelir. Dolayısıyla dikkatli olması lazım" dedi.

"KÜRTLER SURİYE'DE GEÇİCİ YÖNETİM KURUYOR"

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Suriye'de bağımsız Kürt devleti ilan edileceğinden dolayı duydukları kaygıyı dile getiren açıklamasına da değinen Demirtaş, şunları söyledi: "Söylentiler üzerine açıklama yapmak doğru değil. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, Kürtlerin oradaki temsilcilerine, iradelerine ve açıklamalarına bakması lazım. Oradakiler şunu diyor. Bizim devlet kurmak gibi, ayrı bir hükümet kurmak gibi bir niyetimiz yok. Türkiye'ye saldırma veya düşmanlık gibi bir niyetimiz de yok. Biz kardeşçe barış içinde yaşamak istiyoruz. Fakat orada Suriye devleti yok. Orada kaos içinde mi yaşayacaklar? Geçici bir yönetim oluşturmaya çalışıyorlar. Orada yaptıkları budur. Suriye olağan duruma geçene kadar, gecici yeni bir anayasa ve seçimler yapılana kadar geçici bir yönetim oluşturmak istiyorlar. Bu yadırganacak bir şey değil. Şu anda Türkiye'de yürüyen çözüm süreci Suriye'deki Kürtlerin durumundan asla bağımsız değil. Bire bir içiçe geçmiştir."

"TÜRKİYE KÜRTLERİ BAHANE EDİP SURİYE'YE HAREKAT DÜZENLEYEMEZ"

Türkiye'nin zaman zaman angajman kurallarını hatırlattığını kaydeden Demirtaş, "Ama Türkiye'nin Rojava'daki Kürtleri gerekçe göstererek bir askeri harekat düzenlemesini çok zayıf görüyorum. Umarım kimsenin aklından geçmez. Biz siyasetçilerin görevi olası bir askeri müdahale sonrası ne yapacağızımız değildir, askeri müdahaleyi önleyecek şeyleri önceden gerçekleştirmektir. Çözüm süreci Türkiye'de ilerledikçe Türkiye rahatlayacaktır. Türkiye toplumu şunu iyi bilmeli. Oradaki Kürtler düşman değildir. Türkiye'nin içinde 15-20 milyon Kürt var, orada da 3 milyon Kürt var. Siz kendi içinizdeki Kürtlere kardeşim deyip ordakilere Kürtlere düşman muamelesi yapamazsınız." dedi.

HÜKÜMET YAPACAKLARINI 1 EYLÜL'E KADAR ORTAYA KOYMALI

Demirtaş, çözüm sürecindeki kaygılarının giderilmesinin hükümetin tutumuna bağlı olduğunu söyleyerek şöyle dedi:

"Biz İmralı'ya giderek Sayın Öcalan'la görüşerek hükümetle ilgili kaygılarımızı gideremeyiz. Bizim sayın Öcalan'la ilgili kaygılarımız yok. O net, kararlı, bütün zor koşullara rağmen kendi üzerine düşen sorumlulukları ciddiyetle yerine getiriyor. Ancak hükümet cephesinden somut bir adım gelişmiş değil. Hükümet halen yapacağız edeceğiz diyor, yaptım yapıyorum dediği bir şey yok. Bu bizde kaygı uyandırıyor. Bir de pratiklere bakıyoruz. Sayın Başbakan halen karakolları yapacağız diyor. Bunu demek ben kalıcı barışa inanmıyorum demektir. Çünkü kalıcı barışa inanan bir Başbakanın 130 karakola para yatırmaması lazım. Halkın parasını gereksiz karakollara yatırmaması lazım. Demek ki, Başbakan'ın kafasında belki şu var şu çözüm olmayabilir yeniden çatışmalar başlayabilir, biz karakollarımızı yeniden yapalım. Siz barışa baştan inanmazsanız bu konudaki adımları da zayıf atarsınız. Sayın Öcalan, Eylül ayının başında bir projenin ortaya çıkması lazım.

Hükümet 1 Eylül'e kadar somut olarak ne yapacağını bir paket proje halinde ortaya koymalı bunu ortaya koyarsa ve 15 Ekim'e kadar da parlametonun desteğiyle gerçekleştirirse üçüncü normalleşme aşamasına geçebiliriz diyor. Ancak bütün bunlar hükümetin atacağı adımlara bağlı. Kendisi bu süreçten vazgeçmiş değil, umutsuz karamsar değil ücüncü aşama olmayacak demiyor. Ancak hükümetin ne yapacağını açıklamasıl lazım. En geç 1 Eylül'e kadar hükümet çalışmalarını tamamlamalıdır. Bu sadece Kürtler açısındanda değil. Türkiyenin yüzde 95'i hükümetin demokratik adımlarını bekliyor. Ne olacağını açıklamadan bunlarıda hayata geçirmeden ikinci aşama biter mi bitmez. İkinci aşama bitmezse, üçüncü aşamaya da geçilemez."

PKK'LILAR NASIL DÖNECEK ONLARIN CEVABI VERİLMELİ

Hükümetin PKK'lıların Türkiye dışına çıkıp çıkmadığını tartışmasını bitirmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, "Türkiye'nin önünde şu anda PKK'lılar nasıl dışarı çıkacak değil, PKK'lılar nasıl dönecek, dağdan nasıl inecek, Avrupa'dan nasıl dönecek. Bu soruların cevabı verilmelidir. PKK'lılar çıktı mı çıkmadı mı tartışması son derece abes bir şeydir. PKK'lıları niye dışarı çıkarıyor, sayın Öcalan tekrar silahsız geri dönebilsinler diye. Şimdi Türkiye temel soruya cevap vermeden süreci nasıl ilerletecek. Bu insanlar nasıl geri dönecek hangi yasayla nasıl bir hukukla hukukla geri gelecek. Sayın Öcalan şunu diyor. PKK gerillaları kanun çıkmadan silahlı bir şekilde şu anda silahlı bir şekilde sınırları terk ettiler, ancak geri dönüşleri bir kanunla silahsız olabilir. Bunun dışında da imkan yok. Bu nedenle hükümetin artık bunları nasıl yapacağını tartışması lazım. Çıktı mı, çıkmadı mı tartışması son derece anlamsızdır. PKK'dan birinci aşama bitmiş, PKK'nın geri çekilmesinden elde edilmek sistenen sonuç elde edilmiştir. Çatışma durmuş, ölümler sıfır noktadadır. Dolasıyla ikinci aşama başlamış demektir. Hükümet yapacaklarını ortaklaştırması lazım. 15 Ekim'e kadar bu yasaları parlamentoya sunup çıkarması gerekiyor. Bu tarihler bir tehdit tarihinden çok sürecin hızlı ilerlemesi için oluşturulmuş bir takvimlendirmedir" dedi.

"CİZRE'DE KİTLESEL KARŞILAMA YOK"

Şırnak'ta yapılan havalimanına Şerafettin Elçi'nin adının verilmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, bir Kürt siyasetçisinin isminin verilmesinin önemli olduğunu söyledi. Demirtaş, "Hükümetin böylesi bir jestine karşı tabii ki biz de genel merkez olarak arkadaşlarımıza gerekli talimatları verdik. Ancak öyle büyük bir kitlesel hazırlık yok. Arkadaşlarımıza gerekli özenin gösterilmesi, oradaki temsiclilerimizin sayın Şerafettin Elçi'nin ailesini yalnız bırakmayarak gerekli desteği vermesini istedik" dedi.

"SURİYE KÜRTLERİ İLE TÜRKİYE ARASINDA ARACILIK YAPIYORUZ"

Suriye Kürtleri ile Türkiye arasında aracılıkta yaptıklarını kaydeden Demirtaş, "Aracılık yapıyoruz. Davutoğlu ile görüştük. Erbil'de Salih Müslüm ile görüştük. Oradaki çatışmaların durmasını için çalışıyoruz. Ancak asıl görev Türkiye'ye düşüyor. Türkiye'nin arabulucalara gerek kalmadan cesur davranması lazım. Türkiye orda sınırda El Kaide'yi mi komşu olarak görmek istiyor, yoksa bu toprakların binlerce yıllık halklarıyla mı komşuluk yapmak istiyor?" dedi.

"BASIN BULUŞMASI ÖCALAN'IN EN TABİİ HAKKI"

Demirtaş, Öcalan'ın basın toplantısı değil, basın buluşması talebinde bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: "Basın toplanısı istemiyor. Öyle bir talebi yok. Bir basın buluşması talebi var. Gazeteciler başvurur, herhangi bir tutuklu ve hükümlü ile görüşebiliyorlar. Hükümetin bu basit talepleri karşılamak yerine ayak diretmesi anlaşılır gibi değil. Tek bir sözü ile Türkiye'deki 30 yıllık savaşı durduran biri basın ile, sivil toplum örgütleriyle görüşemeyecek mi? Sayın Öcalan bir mahkum değil, bir tek cümlesi ile Ortadoğu'yu değiştirebilecek bir şahıstır. Peki o insan nasıl süreci yönetecek? Hükümetin bu basit adımları tartıştırmaması lazım. Bunu önümüzdeki günlerde gerçekleşmesini umut ediyoruz. Arkadaşlarımızı görevlendirdik sayın Adalet Bakanı'yla bir araya gelecekler ve bu konuyu görüşecekler. Bunlar gerçekleşmezse, süreç nasıl ilerleyecek, bunu anlamakta zorlanıyoruz. O zaman hükümet çıkıp bunu açıklamalıdır. Biz kanun dışı, hukuk dışı bir şey yapılsın demiyoruz. Meşru, kanundan kaynaklı hakkını Sayın Öcalan kullanmak istiyor. Ama hükümetin de buna kapalı olmadığını biliyoruz. Sayın Öcalan'ın istediği basınla görüşmektir, basın toplantısı yoktur.

Sağlık durumu çok ağır değil ama orada iyi olmanın da imkanı yok. 65 yaşında bir insan çok yoğun çalışma yürütüyor, yazı yazıyor, kafa yoruyor. Ciddi bir sağlık sorunu yoktu, ama sağlıklı dinç bir durumu da yoktu. Hepimiz insanız, Allah'ın verdiği can Allah ne zaman tamam derse o gün o can çıkar. İnsanlar eceliyle de ölebilir, öldürülebilir de. İmralı Adası'nda hiçbir sağlık güvenliği tedbiri alınmadan, böyle kendi haline bırakırsa, devlet kendi eliyle bu işi riske etmiş olur. Allah korusun orada yaşanacak en küçük bir olumsuzluğun nasıl bir faciaya yol açacağını hükümetin bilmesi gerekiyor. Sayın Öcalan ne ölümden korkuyor, ne sağlıktan, korkusu bu sürecin başına gelecek felaketten korkuyor. Asla bunu kendisi için istemiyor. Hükümet de bu çerçevede bu ciddiyetle meseleye yaklaşmalıdır. Kendisinin rehine pozisyonuna son verilmelidir. Kendisi şu anda rehine olarak orada tutuluyor. Sayın Öcalan'ın oradaki statüsüne dair hükümetin artık cesur kararlar vermesi gerekiyor. Sayın Öcalan bir doktor ekibinin gelip kendisini muayene ettiğini söylüyor. Kendisi zaten yaşlı. Üst solunum yolları, gözeriyle ilgili problemler, bir çok hastalığı olduğunu biliyoruz."

"BAZI TUTUMLAR ÇOCUKÇA"

Son günlerde Cizre ve Diyarbakır'da ortaya çıkan ve yol kesip kimlik kontrolü yapan KCK-Asayiş denilen gruplara da değinen Demirtaş, "KCK bir çözüm olması halinde Kürtlerinde yasal güvenlik birimleri olabilir derken bunlardan kastetmiyor. Belediyedekilerin zabıta birimleri gibi. KCK'nın yaptığı açıklama budur. Şimdi bu durumlarla ilgili kendileri de açıklama yaptılar. Bazı tutumları çocukça bulduklarını kendileri de söylediler. Dikkatli olunması lazım. Yanlış anlaşılmalara mahal verilecek davranışlardan uzak durmaları lazım. Gençliğin uyuşturcu, fuhuş, yankesiciliğe karşı duruşu sergilemeli ama yanlış anlaşılmalara müsait davranışlardan uzak durulmalıdır" dedi.

"KÜRT GENÇLERİNİ DAĞA ÇIKARTAN HÜKÜMETTİR"

Son aylarda PKK'ya katılan gençlerin sayısıyla ilgili bir soruyu da değerlendiren Demirtaş şunları söyledi: "Kürt gençleri eğer halen gözünü dağa dikmiş ve dağa gidiyorsa, demek ki hükümet gençlere gelin siyasete girin güvenini verememiş. Bunları dağa çıkartan hükümetin kendisidir. Devlet bu politikalarına son derece dikkat etmelidir. Eğer hiçbir gösteriye izin vermezseniz, halkı tehdit ederseniz, izin vermezseniz, belediye başkanlarını, parlamentoları, parti il başkanlarını hiçe sayarsanız, gençler siyasete güvenmez, gözlerini dağa dikerler. Valilerin işi çetereleri tutmak değil, mevcut durumu merkeze rapor etmeleri gerekiyor. Gençlerin tamamıyla dağa gidiyorsa, hepsi savaşmak için gitmiyordur herhalde. Hükümet gerçekten altı ay içerisinde bu barış sürecini çözeceğine inanıyorsa, korkmaması lazım. Çünkü altı ay sonra dağdan inecekler. Hükümetin gençleri siyasetten uzaklaştıracak bir tavrı var."

24 Temmuz 2013
Etiket; kürt, selahattin, demirtaş, kongre, pyd, pkk öcalan, cizre, Yazdır   |   Paylaş

İlgili haberler


Antibiyotik yerine turşu
2018 model gelinikler
Öğretmenlik hayatımızın tercihi
Gelinliğin hikayesi yazılacak
Kupa Ziraat'ın
Voleybol şöleni başlıyor
Türkiye'nin hayvancılık fuarı başladı
Mega Müze İzmir'i dünya markası yapar
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Diğer Haberler
Kaya: Kocaoğlu aymazlık içinde
Kocaoğlu'ndan ilçe belediyesine tepki
Katar'a ablukayı İzmir ile kırdık
Dostları olan zengindir
Demokrasi tek yol
15 Temmuz şehitlerinin isimleri gökyüzünde
15 Temmuz'u Batı'ya anlatıyoruz
Vahşet, işkence, taciz, tecavüz
Ölmedi, öldürüldü...
İlluminati nedir?
CHP darbeyi biliyordu
TSYD İzmir Başkanı'ndan açıklama
Yeşil sahadan sanal dünyaya
Avrupa Türkiye'ye teşekkür etmeli
İzmir'de 1 Mayıs coşkusu
Mimarlardan Büyükşehir'e sert eleştiri
İzmir'e 100 milyon avro gelecek
Kandil'deki iğrençliklerin belgesi
YGS öncesi altın kurallar
Yaşar'dan 'Rusya krizi' reçetesi
 
+ Çok okunan haberler

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir